|
Ali HakkoymazYeni Asya |
O haber, bu tantana; yaşamayı unutturuyorlar; duydun mu? Şunun şurasında misafirliğimin farkında olmak gibi bir işim var. Burası, bugün...
Merak ettim; arkadaşlar bu Ramazan kendilerini yenilemiş mi diye. Yok; aynı yerde [tarihin derinliklerinde(!)]ler… Diksiyon yok. Hitabet yok....
Merak ettim; arkadaşlar bu Ramazan kendilerini yenilemiş mi diye. Yok; aynı yerde [tarihin derinliklerinde(!)]ler… Diksiyon yok. Hitabet yok....
“Diline biber sürerim; yalan söyleme!” Annem böyle böyle savaş açtı yalana. Yalan diyeceksen; dolaşma buralarda! İhtiyaç listesinin...
Ama insanlığın yolunu tutmak için ne kadar erken; yola çıksak iyidir. (Yola çık; yol açık…) Doya doya gökyüzüne, aya, yıldızlara...
Hastalıklar arttı. Silâh ve ilâç satışları patlatıldı. Diplomadan, tecrübeden, liyakattan ziyade ahbap çavuş ilişkileri ön plandaki...
Utangaç olsaydık yapraklarca. Üst üste durmasaydık. Nefes mesafesi bıraksaydık. Yıkış tepiş, eciş bücüş hayatlar… ...
Bir ummanda kayboluyoruz. Sisler puslar içindeyiz. İşaret taşları birer birer siliniyor. Kışlar bahara evrilmiyor. Kuşlar yuvalarını...
Dikenli, içimi ezen, yüreğimi burkan, keskin cehalet kokulu bir eğitim buketi (sunduğum) için üzgünüm; ümitsiz değilim; bir çıkış...
Bütün yollar, bir saadetli yola/medeniyete çıksın istiyorsak Medine'deki misafirin kimliğini kimliğimiz eylemeliyiz. Yoksa kim'liğimize kimse...
Denemediğimiz yol kalmadı. Bütün yollar, bir saadetli yola/medeniyete çıksın istiyorsak Medine'deki misafirin kimliğini kimliğimiz...
Şuram ağrıyor, demeyegör! Kalemini, gözlüğünü çıkarıyor doktor; yazıyor da yazıyor. Ne yiyip içtiğini sormuyor. Önce bir hoş...
« Bak; defalarca İstanbul’u kazandınız ve halk emanetin adresini değiştirdi. Ne var bunda? Daha bin yıl bu ara kapatılacak gibi...
Bu işin aması, fakatı olmaz. Bizde hamaset; Âkif’te hakikat çığlıkları… Şairin mısralarını konuşmalarımızın süsü niyetine...
Evler, okullar, yollar hürriyete kavuşmadan; güleceği yok dünyanın. Dünya geliri üç beş kişi arasında dolaşıyor; geri kalanın eli...
Çocuklar gibi sevecen... Ölüm gibi sade... « ESKİ-DE-N YENİ-YE Eski gözyaşları yok. Eski alınterleri de... Ve eski mendiller de... Şimdi...
Bir samimiyet, bir ihlas, bir mahremiyet vardı o beyaz zarflarda. Bayram tebrik kartlarında… Bir içimiz vardı. Bir içim su gibi...
Çok bağırıyorsunuz; karışık buruşuk ve dolgulu yüzlerinizle. Hınç alır gibi konuşuyorsunuz insanlıktan. “Tebessüm Şeytanı...
Muhterem münevverler, Diplomalarınızın (milletin üzerinizdeki hakkın) hakkını vermeyi ne zaman düşüneceksiniz? Ülkemizin düşmüş...
Adı: Sözler… Risale-i Nur… Resaili’n-Nur… Risaletü’n-Nur… Başka başka da anılırlar. Evet, evet… Çok renkli muhabbet var, bu...
Sonbahar dökülür gelir. Yaz sökülür gelir. Sen de böylesin. Dişlerin sökülür gelir. Düşlerin dökülür gelir. Aynalar...
“Hâl bu ki…” bu, hâl değil; hâlsizlik, dilsizlik ve bir boşluk ki dolmuyor; dolmuş ki ötekileri almıyor. Bir hayat usaresi de salmıyor....
-Bir ânlık esmâ ve hazırlık molacılarına…- Babamı gördüm rüyamda… Doktora gitmiş; iş bitmiş ki… Salonda oturuyor. Üstü...
Öylesine yapılmış ki… Çocukluğuma gittim birden. Gökyüzü, yıldızlar ve ay… Ama yapay… Derken daldım içeri. Baktım...
Binlerce öğrencim oldu. Özel okul, dersaneler ve en çok devlet okullarında… Çok zeki öğrencilerin olduğu sınıflarda ders anlatmanın...
Binlerce öğrencim oldu. Özel okul, dersaneler ve en çok devlet okullarında… Çok zeki öğrencilerin olduğu sınıflarda ders anlatmanın...
Aynı sofraya oturamam seninle; cimrisin. Cimrilik; -sonsuz hazine sahibine güvenmemek diye mânâların iskelesine yanaşmak gibiymiş ki- şirke...
“sa/// yaz-ı-“ dedi; Çakır gözlü Faruk kardeşim. “As///Deme kış yaz;/Oku, yaz.” dedim. Al sana yazı… Mı… Bilmem! O...
O kadar muamma değil her şey… Açarsın ÜÇ KİTABI; her şey var orda. Onları okutup hayatına dokuyunca sen de “kitap gibi” olacaksın....
İstediğiniz kadar okul yapın; harfleri birbirine tutturmaktan, iki ikiyi dörtlemekten öte gidemezsiniz! Çünkü ne içine/niçine, ne...
Dünya çok gergin... Eller tetikte... Vergilerin çoğu silaha... Fukaralık umurunda değil beyfendilerin... Nutuklar, tehditler... Gırla...
Sana yaşadığım yerden konuşayım. Toprakları var; ekilmez. Ormanları cayır cayır yanar. Aş'ı yoktur ama... Aşı vardır. Vurundun mu...
Kütüphanenin arkası küflenmişti. Kitapları indirdik. Beli bükülmüş raflar kelimelerin ağırlığından kurtulduğuna birkaç günlüğüne...
Az gittik, uz gittik. Kış gittik, yaz gittik. Söz gittik, saz gittik. Yittik mi; n’ettik? Evraklar bitik, abi! Neye dokunsan çürümüş! Bir...
Yaşamak bir bahar şenliği, ipek yumuşaklığı ise niye bu böyle huzursuzluğumuz, insanî değerlere en uzak ülkeler içinde oluşumuz? Ve...
Gel! Ezber bozalım; "Havadan, sudan" konuşalım. « RANDEVU Kendinle en son ne zaman buluştun? « DİL Bütün diller "aynı dili"...
Bana bir yaşamak söyle; Elleri cömert bir yaşamak... Ne yana dönsem gördüğüm... Bütün zamanları, mekânları aşk... Susmuş; istemediğim...
Rahmetli Yavuz Bahadıroğlu’nun şöhretinde payımın ciddî olduğunu -yine- “kendisinden” öğrenecektim. Gazetede yazmış: “Her okulda...
Acaba dedi; Sustu. Yazıyordu… Eli kolu titredi; Bekledi. “Hürriyet…” Diyecek oldu; Arkadaşları dürttü. ...
Heyhat! Kapıların duvar; duvarların aşılmaz, telli dikenli olduğunu, hantalizmin kök saldığını, yerinde ve bizzat bir daha müşahede...
(Daha öyle -konuşan- bir idareci gelir mi; bilmem!) Elinde, cebinde notları olurdu ama kafasının ve kalbinin ortalamasını irticalen...
“Açılmamış bir kitap… Okunmamış bir yazısın sen.” Açabilseydim; O bitmeyecek sayfaları… Kaç sen çıkacaktın karşıma! Nasıl...
İnsan hiç görmediği birinin ölümüne böylesine üzülür mü; üzülür. İçim gitti, be! Yıllarca beraber olduğum birinin ellerimden kayıp...
Bayram bayramdır elbet. Bende dünkü sevinçler yok. Eksilen bir şeyler var. Var dediysem var. Eski yüzler gitmiş yanımdan. ...
Şiirlerin okunduğu, aklın ve kalbin dengelendiği, tebessümlü yüzlerin, selâmlı dudakların, içi gülen gözlerin çiçek açtığı bir...
Ve bu bütün ülkelerin girişine asılmalı. Hele bize de hepten ki… Bir türlü dikiş tutmayan meşveret, şûra, muhabbet yaralarımıza…...
Kitap... Kitap.. Kitap... Okumak.. Okumak.. Okumak… Avazım çıktığı kadar haykırabilirim. Düşünmeden edemiyor insan; acaba bu elimize...
Bir şarkı gibi duruyorlar. Bir türkü... Bir şiir... Nasıl da gülüyorlar öyle! Atmışlar kış yorgunluğunu üstlerinden: "Ölmüştük,...
Nimet Ame de dünyayı 2025’in üç Mayıs’ında bitirdi. Haftalarca damla yudum sudan başka pek de bir şey yemek yok. Arınıp (temizlenip...
Ülkemi soruyorsan… Şiir… Dağları, denizleri, ovaları… Yalnız… Bir şey var; o yok! Sevmek mi; âşığım âşık… Havası,...