|
İlhami AlgörCumhuriyet |
Nar ekşisi olmasın. Sadece limon ve zeytinyağı. Kırmızı biber turşusu. Masada renk olsun diye. Beyaz masa örtüsü üzerinde güzel duruyor...
“Dil işçiliği” diyerek durumu toplama çalıştım. İkna olmadı. Y.:Kuşağımın hafızasına yaslandığımı düşünün. Sizin de...
Ben bölge araştırma, çalışmalarından söz etmek istiyorum. Burası ne idi, ne oldu anlamında. Yazar didaktik, malumatfuruş buluyor bunları,...
Yukarıdaki cümleden sonra eklemeler yaptığım için bir iki paragrafı tekrar aktaracağım: Anlatısına “ağlak” dediğim için incitmiş...
“…trafik ekipleri yolun bir şeridini kesmiş, diğer şeridini de el-kol hareketleri ve düdük zoruyla hızlandırarak boşaltmaya...
Yazar ile sohbetimiz yukarıdaki gibi bitmişti. Tartışmayacağım. Artık bitirelim şu yokuşu ve Tophane’ye geçelim. İtalyan...
Kaçıyorum çünkü “herkesin canı burnunda, ‘sevmek’ üzerine bir sohbeti kim takar” diye düşünüyorum. Müzeyyen anlatısının,...
Müzeyyen’in sözlerinden hareketle adam ile aralarındaki durumu yorumlamıştım: “30 yıl sonra Müzeyyen’in sesini çok daha net duyuyorum....
Mesela bir önceki yazıda yeralan şu cümlelere gelen cevapları aktarıyorum: … terk edilmiş adam, terk eden kadın ile son kez buluşmaya...
İstanbul dışında yaşayan bir arkadaşım Fakat Müzeyyen…’i okurken anlatıda adları geçen caddeleri, mekân görüntülerini internet...
Bir önceki “okumalar, değinmeler”de Algernon’a Çiçekler’den söz etmiştim. Daniel Keyes’in romanı. Kutsal bilgi kaynağı wiki şöyle...
Haziran sonunda Ege yanıyordu. 1 Temmuz Leman’ı yakmak istediler. 2 Temmuz dersen zaten 30 küsur yıldır yanıyoruz. 3 Temmuz, haberlere...
Alişan Çapan’ın Salamanca günlüklerini bağlayıp Fransa-İspanya arasında uzanan Pirene Dağları’na geçeceğim. Dağların İspanya’ya...
“İspanya’yı hiç görmedim” cümlesinin gazıyla devam ediyorum. Salamanca’dayız. Bizi oralara Alişan Çapan götürüyor. Güzel abi...
Önceki hafta “İspanya’yı hiç görmedim” cümlesi ile başladım. Toulouse, Barselona derken Tormesli Lazarillo adlı kitaba geldim. Kitap,...
Köprüden önce son çıkış “Ülkemiz hayati öneme sahip, hatta varoluşsal bir seçime doğru gidiyor. Bu seçimin sonucu, ülkedeki siyasi...
Bu yazı bayram günlerine denk gelecek. Yoksulluk/yoksullaştırma konusuna devam ediyorum. Aziz İnsanlık (İletişim Yayn.) adlı kitapta yer alan...
Bir önceki yazının son paragrafı şu idi: “Geçmiş yılların yoksulluğa dair edebiyat/edebiyat dışı metinleri aktarmakla bir amacım, emek...
Gecen haftanın yazısını şöyle bağlamıştık: “Haftaya kutsal ana akışa dönüş ile Ayşe Buğra’nın, Kapitalizm, Yoksulluk ve...
Geçen haftaki yazının bitiminde bir soru vardı: “Orhan Kemal’in yoksulluğa bakışını Tuğcu’nunkinden kalın çizgilerle ayıran şey...
Bir önceki yazıda, Nurdan Gürbilek’in şu cümlelerinden hareketle bir şeyler hatırlamaya başlamıştım: “Tuğcu hikâyesinin görmüş...
Bir önceki yazının son cümlesi şuydu : “Haftaya, Nurdan Gürbilek, Kemalettin Tuğcu, Orhan Kemal, çocukluğumun hafızası… Ortaya...
Geçen haftanın “Okumalar, değinmeler” yazısını Latife Tekin’in cümleleri ile bağlamıştım: “Yoksulların ruhları en iyi...
Mart ayının sonlarında “Okumalar, değinmeler”e yeni bir patika oluşturmak için iki kitap karşısında kararsız kaldım. Yoksulluk Halleri...
Gecen hafta, Yoksulluk Halleri adlı kitapta yeralan, İsmet Hanım ile yapılan söyleşiden, “derdini dökecek kimse bulamamak” ile ilgili bir...
Geçen hafta iki kitap arasında kararsız kalmıştım. Yoksulluk Halleri ve Direnmenin Estetiği. Yoksulluk Halleri, (tam adıyla) Türkiye’de...
Haftalardır Seneler (Annie Ernaux) ve Napoli Romanları’ndan (Elena Ferrante) söz ettim. Bu iki yazarı okurken çağrıştırdıklarından,...
Annie Ernaux, Seneler romanında “hatırlamak” kavramına değinerek hafızasını yokluyor: “Orta üçe kadar okulda öğrendiklerinin...
Seneler romanının karakteri okulda ve okul dışında neler okuyorlardı sorusundan “televizyon’un icadı” ile çıkıyorum: “Pazar...
Kuşakdaşlarıma sordum: “Biz 1950’li yıllar doğumlular olarak ilk ve ortaokulda şiir ve edebiyat olarak ne okurduk?” Bir arkadaşım iki...
Müfredat: Okullar neler okutuyor? Seneler’deki kızımızın okul günlerine dönüyorum: “Müfredat değişmezdi, orta birde Molière’in...
Zaven Biberyan, Dario Moreno Seneler, arkasında cinsellik kokuları saklayan panayır çadırından söz ediyor: “…Bir süre sonra çadırın...
“Anne babalarımız, gençler bizden daha çok şey bilecek diye iddia ediyordu. (…) Gerçekteyse, evlerin darlığı çocuklarla anne babaları,...
Seneler’in ana karakteri büyüyor yavaş yavaş. Okul anılarının hafızadaki yeri genişliyor: “kıskaçlı perde halkasıyla kendi kendine...
Seneler, okuldan daha sık söz etmeye başlıyor: “Okul dekorun efsanevi bir parçasıydı, demir cetveliyle öğrencilerin parmak uçlarına vuran...
Seneler romanı, eski kuşak misafirler ve ev sakinlerinin sofra muhabbetlerinden bir detay veriyor: “Henüz kendilerinin de olmadığı zamanlara,...
Napoli Romanları yaz güneşi gibi insana doğrudan değen, tesir eden bir anlatı. Dolaysız, kısa yoldan yakın bir temas. Seneler ise belki biraz...
Napoli Romanları, savaş sonrası Napoli’sinden söz ederken, bazı sayfalardan ölüm geçiyor. İş kazası, hastalık sonucu, savaş nedenli ölümler: “...