|
Havva Küçük KonurYeni Asya |
Yedinci Söz, temsille anlatılan yerlerin başında gelir. Hikâyede sağında ve solunda iki derin yara, önünde darağacı, arkasında bir aslan...
Ama geçen sabah bir şey fark ettim. Mumun ışığından faydalanmak istemeyenlerin hiç kabahati yok mu? İnsan en yakınlarını hep bazı...
O bir bavul hazırlığı gibi değil, istikbale attığın çekirdek gibi gelir bana. Hani çam ağaçları, bir orman yangını olduğunda...
Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat..” Dediği gibi Sâbit’in... Gam saatleri uzadıkça...
Belli bir zümreye ait değil söyleyeceklerim. Belli kişilere de has değil. Gördüğü her şeye, herkese kötü bir şey deme yarışı. İlla...
Tanıdık eş dost yemeğe çağırır. Gayet güzel hoş sohbet başlarsın. Yemeğin sonuna doğru “doydum” dersin “biraz daha al” der....
Önce İzmir'in ana umdesi, yılların Yeni Asya temsilcisi Hasan Şen ağabeyimiz, ardından Yeni Asya'da uzun yıllar farklı birimlerinde...
O kadar çok şey biliyoruz ki, artık insanı bilmemize gerek kalmıyor. İnsan dediğimizde kalakalıyoruz. Dört bir tarafımızda yaşantıya...
Bir ikindi çaresizliği düştü gökten. Yangın yeri oldu her yer. Çırpınan, çırpındıkça derinleşen, ağır sancısını yeryüzüne...
Altına gelen yorum: Eee hani yemek yerken izlenecek Kızkulesi nerde? Galata Kulesine çıkıp İstanbul’u temaşa edenler, hani bu güzel...
Bir kızılca kıyametin tarifini yapar gibi... Bir kalb-i sükûnun izini sürer gibi... Nereye baksam, neyle uğraşsam, neye izin versem...
Takıldığım kaldığım yerler kendi kördüğümüm, ayıbım. Bir lâhzada olup bitiyor her şey oysa. Bir anın içine gizli bütün ömür. Tek...
Ama bu kitap beni derinden etkiledi. Belki şimdi de maruz kaldığımız algı yönetiminin nasıl yapıldığını anlattığından, belki toplu...
Ana caddeden sokağa girdiğinde, derin bir sessizlik hissediliyordu. Anlaşılan kimse uyanmamış dedi içinden. Şeref Amca bahçesini,...
Her şehrin kendine has bir kokusu olduğu muhakkak. Bazı şehirlerin daha özeldir kokusu. Daha bir çeker içine, daha bir sarıverir. Ve onu daha...
Bazı insanları anlatırken klasik tanımları kullanamazsınız. Herkesi anlattığınız cümleler onun kametine uymaz. Onlar her zaman her yerde...
Yüzüne bakarsın utanır, başını önüne eğer. Bir yağmur tanesinin konduğu yapraktan kavisleşip düşüşü gibi... Kimi nuraniyet...
Ev yapılır, ev alınır, zevklere göre kapısı penceresi seçilir, iç teşrifat döşenir ve bir aileye mesken olur. Artık üzüntüler,...
Bu örneği eskiye dönüşün hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği şeklinde okumak da mümkün. Gelen zaman ne getirdiyse, onun şartlarıyla...
Ve dillerde dolaşan o kocaman, “Başardım!” nidaları... Peki, nedir bu başarının gerçek mahiyeti? Bir insanın, bir kurumun, futbol...
Tam ortasından yırtılmış gibi duran hayatın, birleştirilemeyen fotoğrafları... Geçmeyen hisler, sancılar... Ne yaparsa yapsın silemediğin...
Canlılık, öyle bir bütünlük ki, içinde hiçbir boşluk barındırmıyor. Bütün parçaları tam olan bir yapboz gibi. Her an faaliyet halinde...
Bir ummanın nihayetini merak ettiğinde, bulduğun bir yunus balığı belki. Rüzgârın deli deli eserken çıkardığı ses… Dalgaların...
Patlamak üzere olan bir balonun havasını yavaş yavaş indirir gibi yazmalı. Yazmasak çatlayacakmışız, nefes alamayacakmışız gibi yazmalı....
Bir damlacık su iken okyanuslaşmak... Minik bir tohumken kocaman bir ağaç olmak, meyve vermek... Hayatın verdikleriyle sevinmek, üzülmek,...