menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okuma programları

10 0
18.07.2026

O bir bavul hazırlığı gibi değil, istikbale attığın çekirdek gibi gelir bana. Hani çam ağaçları, bir orman yangını olduğunda kozalaklarını ileriye doğru fırlatırmış ya hani; “Ben yandım o yanmasın, yangından çok uzağa gidebilsin, orada yeşerip neşv-ü nema bulabilsin” fırlatışıymış ya o. İşte öylesi bir şey.

Aslında okuma programları, 3-5 günlük, bir haftalık buluşup Risale-i Nur okunan, dersler yapılan, geziler, aktiviteler ile renklenen, tefekkür ibadetinin uygulamalı gösterildiği bir zaman dilimidir. Ama o kadarla kalmıyor elbette. Çocuğun kendi akranlarıyla bir araya gelmesi, küçük küçük de olsa sorumluluklar alması, anneden babadan ayrı bir şekilde ayaklarının üstünde durma çabaları, arkadaşlarıyla ilişkileri, tertibi, düzeni ve tabi ki en önemlisi Risale-i Nur üzerine ilk çalışmaları, gönül bağı, tesbihatı yapması, namaz ruhuna ortaklık... Gerçekten komplike ve irade isteyen bir organizasyon. İlk zamanlarında haydi yavrum deyip hafif teşvikle gönderdiğin evladın, daha sonra falan yerde okuma programı varmış anne, ben oraya gidiyorum diyerek yanına geliyor. Bu bir anne için muhteşem bir duygu.

O ruhun ve insibağın bir şekilde tesir edişini izlemek, kendin adına değil, gelecek adına içine ümit tohumları ekiyor. Ben lisedeyken de çevre illere okuma programına giderdik. Özellikle Isparta’ya. Ya da Antalya’da yapardık programımızı ama program sonunda minibüs tutulur, günübirlik Barla’ya geziye giderdik. Büyük bir heyecan olurdu elbette.........

© Yeni Asya