menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Nesyen Mensiyye..” *

15 0
19.04.2026

Bir ikindi çaresizliği düştü gökten. Yangın yeri oldu her yer. Çırpınan, çırpındıkça derinleşen, ağır sancısını yeryüzüne çıkaramayan bir yürekti ondaki. Bir kalbin sessiz duruşu, teslimiyetiydi. Yutkundukça gitmeyen bir yumru... Cam kırıkları boğazında... Yutsan kanatır, çıkarsan çıkmaz. Ve bir ân-ı seyyâlede akan hayatın içinde, kabullenişin sessiz çığlıkları...

Uçsuz bucaksız çölün vahalara teşne olduğu yerde, içinde tek bir ot bitirememiş insanlar... Kumların zerre zerre, tane tane onu sarmaladığı; ama tek bir dost elinin uzanmadığı, dokunmadığı bir kadın... Hem İlâhî müjdeye mazhar olmanın huzuru, ama bununla birlikte insanların gözündeki iffetsizlik zannı... Hakikati bilmek, Allah’a kurbiyetin tatlı meyvelerini devşirmek idi illa... Peki, ya yaşanması gereken hayat? Alınacak nefes? Katedilecek mesafe? Geçilmesi gereken tekamül yolculuğu?

Dayanılması zor bir sabır yolculuğuydu bu. Rabb'den gelen susma emrinin aler-re'si ve'l-ayn kabulüydü. Dostu kumlardı, kuşlardı, hurma dallarıydı Hz. Meryemin. Ve bu zorlu meşakkatin, tahammülü zor buudunda bir söz döküldü dîlinden: Nesyen mensiyye... (Unutulup gitseydim...) Kur'ân'da da geçen bu ifade, her okuduğumda beni o kadar sarsıyor ki... O çaresizliği yudum yudum içiriyor, massediyor.

Ne anlatsam anlatamayacağım, ne söylesem hissettiremeyeceğim gibi geliyor. Acizliğin dibinde, çaresizliğin nihayetindeyim. Aslında bir başkaldırı bu. Hz. Meryem'in susma orucu, onun........

© Yeni Asya