Kavuşunca bitmeyenler
Altına gelen yorum: Eee hani yemek yerken izlenecek Kızkulesi nerde? Galata Kulesine çıkıp İstanbul’u temaşa edenler, hani bu güzel İstanbul manzarasında izlenecek Galata Kulesi nerde? Bazı meseleler de böyle değil mi? Karşıdan, uzaktan bakıldığında iç geçirdiğimiz, olması için dua ettiğimiz, müthiş keyif aldığımız, kavuşmanın sevincini, ayrılmanın hüznünü yaşadığımız nice insanlarla bir araya gelsek, kimbilir neler düşünür, neler yaşarız? Bu muymuş hayran olduğum kişi? Ben bunun mu arkasından koşmuşum bunca zaman?
Karşıdan bakmak, uzaktan görmek kafamızda, muhayyilemizde kurguladığımız gerçeklerin kamufle alanı. Mesafeler arttıkça özlem ve hasret artıyor. Ara açıldıkça düşünceler büyüyor, kocamanlaşıyor. Bendini aşan hayaller geliyor sonra. Zihnin oynadığı pekçok oyun... Sonuç: Yıkılan şiirler...
Kızkulesi... Pek çok insanın karşıdan bakıp arzuladığı yer... Orada oturabilsem, yemek yiyebilsem, çay içebilsem deyip hayallediği yer belki. Ama ulaşınca oyun bitiyor. Ulaştın ve keyif alanın sona erdi. Maşuğuna kavuşan âşıklar için de böyledir durum. Divan şiirleri hep hasret çekilen, özlem duyulan, kaşına, gözüne, kirpiğine, saçına beyitler düzülen mısralarla doludur. Aşk, hep belli bir mesafeden mi bakmalıdır dedirtiyor insana. Kavuşunca biten bir şey... Acının söylettiği, hasretin çağıldattığı, özlemin coşturduğu düşünceler... Zihinde kalmayıp hayale düşen, muhayyilelerde büyütülen duyguların, şarkılara, bestelere, şiirlere, nazım........
