|
Güçer KafaHaber Vakti |
Üçlemelerin kuşattığı bir atmosfer... Teslis-i hâfi... Kim bilir? Belki şirk-i hâfi... Tümdengelim gemisine değil de tümevarım...
Kelime ve kavramlardan oluşan bir bombardıman altında olduğumuzu söylesek çok da yersiz olmaz sanırım! Duyageldiklerimizin manasını bilmeye...
Bildiğimiz yanıldığımıza yetmediğinde... Akıl, fikir, izan... Bilimum enstrüman ahvali izaha kâr etmediğinde... Velhasıl olup-biten...
Cengiz Aytmatov’un bozkırın ortasından zamanlar aşarak yükselen feryadı... Bugün irili ufaklı bütün beldelerde, kuşatılmışlığın...
Tasarımın, tasavvuru döve döve sakatlayıp kötürüm ettiği bir çığırdır solumakta olduğumuz. Her ikisi de aynı gibi gelse de... Kıldan...
Kütüphanede sabahlamak… Son haftalarda peşine düştüğü merak ve hayretin… Anlamak kaygısından öte… Örtülerin altındakini keşfetmek...
İnsanoğlu çok tuhaf! Kendi fikri ve tercihine müdahaleyi asla kabul etmezken... Yapay zeka oyuncağının elinde oyuncak oldu. Akla hayale...
Ondokuzuncu asır boyunca kurulan cümlelerin, çoğul öznesi olmuş bir kavram Düvel-i Muazzama... Derûnunda takat yitirişle çözülüş...
Köşeyi dönmek büyük ideal... Zamanımızın gönüllerde yatan aslanı... Öyle kolayından... Bir çırpıda... Köşeyi dönüvermek......
Yaz geldi. Kışla baharı ardında bırakıp geçti baş köşeye... Gelen gideni aratır deselerde aldırma! Gidende hoş, gelende hoş! Günün...
Yalanlarla yaşamak ne kadar zor... Yalancılık kadar hammaliyesi külfetli başka bir iş var mıdır? Nasıl olsun? Bir yalancı düşünün......
Müflis tüccar eski defterleri karıştırır derler... El Hak doğrudur! Zira yarınsızlık marazi bir hâl alınca, düne saplanıp kalır akıl...
Yüklerimiz var! Taşıdıkça ağırlaşan yüklerimiz... Sırtımızdaki nasırların şahitliğinde... Kıskıvrak paryalık kokan......
Taviz tavizi getirir! Yozlaşmanın kirlettiği bir zeminde, uzlaşı masalları örtemez bu hakikati... Hem ilkesizlik... Konduğu kabın şeklini...
Üstad Necip Fazıl, “Bir Adam Yaratmak” adlı eserinin kahramanı Hüsrev’in ağzından dökülen "İnsan ne sefil, ne küçük sebeplere...
Girdaptayız! Merkez kaç kuvvetinin nereye savuracağı bilinmez… Bir acayip hesaptayız! Kabına sığmak bilmeyen endişelerin, ayağının...
"Savaşta ilk önce gerçekler ölür." Bu sözü ABD'li Senatör Hiram Johnson'un 1917 yılında ABD senatosunda, ülkenin I....
İlmi çok, irfanı yoklar elinden çektiğimiz nedir? Malûmatfuruşluk illetinden peki? Üç-beş ağdalı kelâm etrafına sokuşturulmuş...
Coğrafyamızın dili olsaydı. Yahut yazı yazabilseydi. Şöyle bir not bırakırdı sanırım: "Kim vurduya gidiyorum. Ne zaman dönerim Allah...
Farkında mısınız? Herşeyi kanıksar olduk. Artık şaşırmıyoruz. İtiraz etmeye itirazda, ittifak etmiş gibiyiz. Akmaz, kokmaz, bulaşmaz bir...
Bugünlerde... Hayat koşusunda "ellili basamakları" ikmal edenler... Soğuk savaş denen görünmez mengenenin, son bir sıkımlık...
İpler iyice geriliyor. İpsiz sapsız gündemin gerdiği... Akıl sahiplerinin vicdan gölgesinde ipe un serdiği... Kavak ağacına çıkanların...
Avucumuzdan kayıp giden zamana diyecek söz yok! Dostların varlığıyla tahkim ettiğimiz hatıralar burcuna, hasretin gamlı bayrağını...
Emperyalizm... Türkçe mealiyle sömürgenlik cereyanı... Şekilden şekile bürünüp yapacağından zerre miskal sapmıyor. 17. Yüzyılda "kara...
Film koptu! Bu saatten sonra ne demeli? Dünya, gördüğü körkütük barbarlıklarla bir günde bin yaşına daha girdi dense yeridir. Esirikli...
Yeni yıl diyorlar… Hoş… Eskisinden ne gördük ki? Öncekinden… Yahut daha öncekilerden? Hem… Yeni dediğin… İlk takvim yaprağını...
Tekaüden geçip giden hayatının herhangi bir sabahındaydı. Haftanın diğer günlerinden yegâne farkı pazara gidecek olmasıydı. Naftalin...
Vaktiyle bir bağçevan var imiş. Enva-i çeşit sebzeyi, nadide gülleri, sümbülleri, utangaç menekşeleri… Kasımpatıları, kararsız...
"Kış geldi." dedi adam sesi titreyerek... "Evet geldi." diyerek karşılık verdi çocuk... İkisi de üşüyen ellerini...
Anlamak… Her geçen gün zorlaşan bir fiil haline geldi. Öyle ki gök bir miktar alçaldı, yer bir miktar yükseldi. Sıkışan dekorun...
Kuşatılmak… Demek böyle bir şey… Haftaların günleri… Ayların haftaları… Yılların ayları… Ve… Asırların yılları kuşatması...
Torosların en batı ucuna dalıp giderken... Doğusundan, yorgun bir küheylan üzerinde; yanık, içli, mihnetsiz ve dargın türkülerle kolkola...
İkindi vakti cem eden bulutlar, güneşin hükmü geçmez olurken usul usul sıvıştılar. Masmavi gökyüzünü, hunharca esir alışlarındaki...
Dil becerilerini körelten bir çağın içindeyiz. Suskunluk ve muhabbetsizlik gırla gidiyor. Artık gevezelik tacını takmak için çok fazla...
Olan-biten diye bir kavram var malum... Olup olup bitiyor mu? Olan olurken bitiriyor mu? Kararsız kalmamak mümkün görünmüyor... Olan-biten...
Terk-i dünya eylediğini öğrendiğim ilk an... Türkistan' dan Kosova'ya kadar uzanıp yüreğime saplanan soğuk bir rüzgâr ile titredim. Türk...
Zengin mekânlarda fakir hayatlar... Takmayın kafanıza... Raflara dizdiğiniz ne varsa er-geç bayatlar! Makasın iki ağzı olduğu gibi, iki de...
II. Viyana Bozgununun sene-i devriyesi olan günlerdeyiz. Aynı zamanda Sakarya Zaferi’ni yâd ettiğimiz günler… Biri batıya olan...
Dünya... Ne kadar ilginç bir hâle dönüştü. Yoksa hep böyleydi de yeni mi farkına vardık? Kahpeliğin kol gezdiği enlem ve boylamlar...
Mâlâyâni, Kubbealtı lugatinde bildirildiğine göre; isim olarak kullanıldığında mânâsız, faydasız söz veya iş manasına gelirken,...
"Ne olacak bu işlerin sonu?" Dakikalarca konuştuktan sonra bu sual döküldü dudaklarından... Ve uzaklara dalıp sustu öylece... Saçındaki...
Endülüsleşme temayülü artık bütün çıplaklığı ile görünür olmadı mı? Nasıl ki İşbiliye (Sevilla), Kurtuba (Cordoba) tesbih...
Çağların kavşağında dört asırdır bekliyoruz. Bakalım geçiş üstünlüğü bu defa bize rast gelecek mi? Akıbet lastik top misali... Yere...