|
Diken |
Bu yazıyı, elime geçince hızla yeniden okuduğum iki kitap; Luke Rhinehart’ın 'EST' ve Ceylan Daş’ın 'Neye İhtiyacım Var?' yazdırdı....
Can sıkıntısı çoğu zaman yanlış tanımlanır. Sanki seçenek kalmadığında ortaya çıkan basit bir boşluk haliymiş gibi düşünülür....
Başlangıçta hiçbirimize, özellikle genç kuşağa hiçbir şey ifade etmeyen iki sözcük: ‘Sarı Zarflar’.
Fin ressam Hugo Simberg’in, kitapçı arkadaşı Viktor Hoving için bir ex-libris (kitap etiketi) olarak tasarladığı 1896 tarihli çalışması.
Kadir İncesu yakın dönem edebiyatımızın görsel hafızasını temsil eder, kara kutu olma görevini kendi kendine vermiştir.
Şu aşamada CHP ve Özgür Özel büyük bir özveri sergiliyor. Ortada burun bükülecek değil, omuz verilmesi gereken samimi bir çaba ve emek var.
Emniyet şeridi herkes trafikte beklerken geçiş üstünlüğü olan araç trafikte takılmasın diye var, süratinden ödün vermesin diye değil...
Behzat Şahin (behzatsahin7) ve Serkan Küçük'ün (@GKorci) kaleminden Emos Sarıbal...
Cenova'da 21 Mart'ta Dünya Havanda Pesto Şampiyonası gerçekleşti. Yarışmanın gururlu türlerinden biriydim.
Fransız ressam Raoul Dufy’nin Martigues’deki bir gölette salınan boş kayıkları resmettiği 1908 tarihli tablosu.
Haset çoğu zaman saldırgan değildir. Aksine, içten içe kendini aşındıran bir harekettir. İnsanın kendine verdiği zarardır.
Kimin 27 Mart’ı bu kutlanan? Ortada gerçekten kutlanacak bir durum var mı? Sarı öküz çoktan verilmiş, herkes görmemek için kafasını çeviriyor.
Osman Kavala davası hukuk dışılığın kırılma anlarından biri. Yargı tarihimizin ‘Dreyfus vakaları’ içinde özel yeri olacak.
"Yapamazsın" diyenden de beteri, gıcık gıcık, “Ben naçizane söylüyorum, ama tabii ki senin tercihin” diyenlerdir.
Yapay zeka tarif edilebilir iş yükünün tamamına yakınını alacak gibi gözüküyor. Biz geriye ne kaldığına ve o kalanla neler yapacağımıza bakmalıyız.
Bir yazar, şair, sanatçı, gazeteci, çevirmen ya da editör için meslek örgütü gerekli mi? Ne iş yaparlar, varlık nedenleri nedir?
Bugünkü yazıda bir kitaptan söz edeceğim: Harika bir çalışma, Peter Fleming yazmış: Karanlık Akademi - Üniversiteler Nasıl Ölür?
Birini tanımak, onu çözmek değil; onunla biraz daha kalabilmektir. Asıl mesele, birini hemen çözmek değil; tanımaya gerçekten bir şans verebilmektir.
Bugün 'Dünya Su Günü.' Bir günlüğüne suyu seviyoruz. Bir günlüğüne vicdanımızı yıkıyoruz. Bir günlüğüne susuzluğu konuşuyoruz.
Birkaç yıl önce market yağlarında kusurlar çok daha ağır durumdaydı. Ciddi bir ilerleme var, dalga geçiyormuşum gibi görünse de son derece ciddiyim.
Mehmet Abi’nin sahafı İstiklal Caddesi üzerindeki kapıdan girip gümüşçüleri geçtikten sonra sağdaki son dükkândı... Mehmet Abi'ye de...
Masa başından çöktü, bitti, olmaz yazmak kolaydır. Ama çölün ortasına bir şehir kurmak zordur!
12 Eylül’ün dönüştürdüğü kurumlardan biri üniversite oldu. 12 Eylül’ü takip eden yıllarda yeni bir akademi kuruldu. Bir günde olmadı elbette.
Tamam Galatasaray belki çarşamba gecesi kötü bir oyunla elendi ama, bu sadece Galatasaray’ın değil her takımın başına gelebilecek bir şey.
Sedir Ocakbaşı, Kartal Belediye Caddesi’nde, Marmaray Başak durağında inince 10-15 dakikalık yürüme mesafesinde.
Bayramın belki de en kıymetli yanı, bir insanı ölçmeden karşılayabilmekte. Onu dinlerken hayatının hesabını sormamakta. Yanında otururken...
Polonyalı ressam Mela Muter’in Paris’teki bir çıkmaz sokağı resmettiği 1920 tarihli tablosu.
Bayramın belki de en kıymetli yanı, bir insanı ölçmeden karşılayabilmekte. Onu dinlerken hayatının hesabını sormamakta. Yanında otururken...
Küçük bir kız çocuğu, yetişkinler birbirini doğrarken 1943 İtalyasında nelerle mücadele etti?
14 Mart doğumlu Metin Altıok bugün yaşasa 85 yaşında olacaktı. Sivas’ta katlettiler onu. Zaman aşımı ve cezasızlıkla sıyrılanlara zehrolsun.
O beş gencin gözlerindeki ışık şunu kanıtladı: Bu iş yapılabilir. MESEM modeli bozuk değil, modeli bozanlar var.
Hakan Fidan arabuluculuk için hevesleniyor, İran müzakere etmeyeceğini, dolayısıyla arabuluculuk istemediğini defalarca söylemişken. Buna...
Entelektüel hiçbir zaman sadece 'bilgi ve öğrenmekten' ibaret olmadı. Onu tanımlayan şey 'etik'ti hep. En büyük yetisi, de kendisine...
Bir insanın ömrü, kaç katman taşıdığıyla ölçülür. İlber Ortaylı çok katmanlı bir ömür sürdü. Elit, şehirli, disiplinli, muzip,...
Film kötülerle kötüler —hatta sıradan kötülerle sıradan kötüler— arasında geçiyor. İzleyici bir kahramanın yanında değil, bir...
Türkiye üniversite tarihi aynı zamanda bir üniversite tasfiyeleri tarihidir ve tasfiyelerin ‘ilkesi’ anlaşılmadıkça üniversite kurumunun...
Türkiye’nin üyelik süreci AB'nin öncelikler listesinde son sırada bile değil. Listede yok. Eh zaten, AKP iktidarının da hatta umrunda...
Orta yaş insanı ilk kez hayatına biraz mesafeden bakabildiği bir yere getirir. Arkasında biriken yılları, önünde ise artık sonsuz...
Fin ressam Akseli Gallén-Kallela’nın yaralı ve ateşli bir adamı resmettiği 1889 tarihli tablosu.
Son iki hafta Beppe Giovale ile Kars ve İstanbul’a yaptığımız seyahatin suya düşen damlacık gibi oluşturduğu halkaları izlemekle geçti.
Türk tiyatrosunun eski sahnelerinde kadın yoktu. Kadın rollerini erkekler oynuyordu. Ta ki bir gün Afife Jale gelene kadar.
Bu yıkım birkaç meczubun, birkaç yobazla atışması değil, dünyanın bağımsızlık, demokrasi ve özgürlük mücadelesine vurulan bir darbe.
Sosyal medyada tartışma konusu olan, ayda 170 bin lira maaşla 'MSA mezunu' şef ilanına şaşıranlar olmuş, ben de onlara şaşırıyorum!
Gisèle Pelicot’nun Judith Perrignon’la birlikte kaleme aldığı 'Yaşama Övgü' de tam olarak bunu yapıyor. Her ayrıntısı dehşet verici...
Ne zamandır yazmak istediğim meyhanelerin birinde Ali Kayalar ile buluşacağız; Baran Ocakbaşı.
12 Eylül ve piyasacılık, eski tip akademi anlayışı karşısında galip geldi. Buna mukabil, bilişim devriminin sonuçları da piyasacı...
Ebeveynlik neredeyse steril bir ameliyathane ciddiyetiyle icra ediliyor. Aslında buna bir ad konabilir: Terapist ebeveyn sendromu.
Gisèle Pelicot sadece utanca taraf değiştirtmedi, patriyarkanın erkeklere sunduğu 'sevilen erkek' rolüne şüpheyle bakmayı da hediye etti bizlere.
Hasan Hüseyin öğretmenlikte sakıncalı bulunup atıldıktan sonra tabelacılık dahil o kadar çok iş yaptı ki geçinmenin bütün sokaklarında...
Fransız empresyonist ressam Edgar Degas’ın loş bir yatakodasındaki gerilimli ilişkiyi resmettiği, ‘Tecavüz’ diye de anılan 1868 tarihli tablosu.