Ya ev de yoksa nasıl okutacağız çocuğu?
Ya ev de yoksa nasıl okutacağız çocuğu?Y
Alanımızın en parlak ve özgün akademisyenlerinden, hiç tanışmadığım ancak yazılarını ve istediği yaşamı sürmek için sergilediği cesareti hep hayranlıkla takip ettiğim meslektaşımız Öykü Didem Aydın’ın (kendi seçtiği isimle, Alexey Rûyan Aydın) benzersiz, değerli anısına…
Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan bir kanalda söyleşi yapmış ve sohbetin bir yerinde eğitimin önemini anlatabilmek için, ‘ev satma’ örneği vermiş. Bunun üzerine epeyce eleştirildi. Sosyal medya, sosyopatlara ve yalancılara da ferahça alan açan bir mecra olduğu için oradaki her yaygarayı ciddiye almak mümkün ve gerekli değil elbette. Ancak Babacan’ın o sözleri sarf ettiği videoyu seyredince birkaç satır yazma ihtiyacı hissettim. Çünkü Babacan’ın, bir sınıfın-tabakanın-ideolojinin en doğal halini yansıtan hali ve konuşması, hem günümüz Türkiyesi hem Yeni Parti’nin asıl kulak vermesi gerekenin ne olduğuna dair bir şeyler içeriyor.
Malum, hepimiz toplumsallığımızın ürünüyüz. Bir bebek burada, diğer bebek Oslo’da dünyaya geliyor ve yıllar sonra hemen her konuda farklı düşünen ve davranan iki ayrı birey oluyorlar. Toplumsallaşma süreçlerindeki fark nedeniyle. Bu nedenle, örneğin Fransa’nın ezileni ve dışlananı, diyelim Türkiye’nin ezileni ve dışlananı, ya da Fas’ın ezileni ve dışlananı birbirine, her üç ülkenin varlıklısından ve hâkim olanından daha benzer, daha yakın hayatlar sürer. Kuşkusuz tek değildir ve olamaz da, ayrıca geçişkenlik de mümkündür, buna mukabil dahil olunan sınıf-tabakanın nitelikleri ‘insan’ üzerindeki en belirleyici etmenlerden.
İnsan, sınıfının-tabakasının baskın ideolojisini doğallıkla yaşar. Ne demek bu?........
