menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İki mektup, çok şair, bir haziran

100 0
14.06.2026

İki mektup, çok şair, bir haziranİ

Üstelik adını da yanlış yazmış her kimse; mektup yazıldığında adres de gerek ama yerine ulaşmış bir mektup ki, Ahmed Arif müzesinde, Diyarbakır’da taş duvarlı geniş avlulu bir müzede sergilenmektedir.

SAYIN AHMET ARİF, OZAN, ANKARA

Demek Ahmed Arif biraz da Ankara’dır. İddialı ve ucu açık bir cümle, herkes istediği yöne çekebilir. Ama ne olursa olsun Ahmed Arif’in devletle ‘iki kaşık gibi iç içe’ olmayacağını en iyi sorgu odaları, cezaevleri, gardiyanlar, mahkeme koridorları bilir…

Galiba acelesi var gönderenin. Uçakla gönderilmesini istemiş. Zarfın sol alt kısmında, Ankara’nın yanında mektubun uçakla gönderilmesi için fazladan ödenen paranın temsili bulunmaktadır. Önceden APS gibi hizmetleri olmadığından acele gönderilmesi gereken mektuplar için biraz daha fazla bedel ödenir ve uçakla gönderilmesi istenirdi. Uçakla gönderilen mektupların üzerine de ederi kadar pul yapıştırılmakla birlikte, mektubun uçakla gönderileceğine dair de bir ibare olurdu.

Şimdi uçakla gönder var mı bilmiyorum, sanırım yurt dışı gönderileri için hâlâ kullanılıyor; telefonu bir süre önce haraç mezat satılan postanenin mektup için bu kadar özen göstereceğini düşünsek keşke. İçeridekilerin dışında mektup bekleyen, mektup yazan, mektuplaşan kaç insan var onu da bilmiyorum. Edebiayatçıların birbirine yazdığı mektuplardan kitaplar yapılıyor ya hani, bir süre sonra ne yapacağız e posta yazışmalarını mı kitap yapacağız, kısa mesajları mı? Ömrümüz yeterse göreceğiz…

Ahmed Arif’e kim yazmış bu mektubu, içinde hangi sözcükler saklı, meramı nedir, bilmiyoruz. Ya onu çok yakından tanıyan biri, Ankara’daki bir Ozan’a mektubun ulaşacağını biliyor ya da onu hiç tanımayan biri adresini bilmediği için zar atıyor.

Ama her ne hikmetse tutmuş işte, o mektup ulaşmış ve ayrıca şairin adına kurulan müzede sergilenir olmuştur.

Bir müzeye ya da kütüphaneye adını vermek ne büyük onur.

Vardır böyle adresler, bakkal eliyle, kırtasiyeci eliyle, postacı eliyle, ama özellikle de muhtar eliyle ulaştırılan mektuplar vardır. Köy yerinde adres mi olur? Selim Temo’nun bir yazısından öğrendim ki, Can Yücel’in de adresi yokmuş. “Bana en güzel mektup adresi hep Can Yücel’inki gibi gelmiştir: Bakkal Hasan eliyle, DATÇA.” Bu defa tersine bir gözle “Gön: Ahmed Arif” yazısı........

© Diken