'Yasa'ya ilişkin bazı garip anayasa yorumları hakkında birkaç not
'Yasa'ya ilişkin bazı garip anayasa yorumları hakkında birkaç not'
5 Ağustos 2026 günü, TBMM’ye ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ başlıklı bir öneri sunuldu. Öneriyi imzalayan, karşı çıkan, eleştiren, henüz imzalamayan partiler-siyasetçiler var. Anlayabildiğim kadarıyla süreç baştan beri nasıl ilerlediyse, yasa önerisi de öyle olmuş.
Eğer 2017 anayasa değişikliği sonrası kurulan yeni anayasal rejimde yaşamıyor olsaydık, “Nasıl olur da TBMM üyelerinin bu denli geç haberi olur?” vs. nevi değerlendirmeler yapardım; ancak şu aşamada ‘mış gibi’ yapmanın gereği yok. Toprağımızda ‘hakimiyeti milliye’ (meclis üstünlüğü) ilkesi 1909’da kabul, 2017’de terk edildi. Bir gün yeniden bu ilkeye dönebilirsek, o zaman ‘milletin vekilleri’ ile başlayan cümleler bir şey ifade edebilir.
Son 24 saatte ‘yasa’nın içeriği hakkında çokça hukukçu, siyasetçi ve gazeteci yorum yaptı, daha da yapılacak. Şu ana dek öneri hakkında en derli toplu ve anlaşılır bilgiyi Gökçer Tahincioğlu verdi. Sevgili Tahincioğlu’nun konuyu ‘25 soru‘ ile ele alıp özetlediği yazısı burada. Ayrıca ciddiye alınabilir hukukçular yasanın içeriğine, bazı temel anayasal ilkelere aykırılık ihtimallerine dair eleştiriler de yöneltti ki, çoğuna katılıyorum. (Örneğin, meslektaşım Timuçin Köprülü’nün X hesabında yaptığı paylaşımda, kurulması öngörülen Kurul’un ve infaz hâkiminin yetkilerine, ayrıca basın özgülüğü konusundaki eksikliklere yönelik eleştirileri gibi…)
Bu yazıda, asıl konunun hukukçuların teknik tartışma ve haklı itirazları içinde boğulmamasını dileyerek ve içeriğe dair eleştirileri erteleyerek, yalnızca yadırgadığım birkaç anayasa sorununa/yorumuna değinmek istiyorum.
Birincisi: Bu bir af yasası mıdır? Eğer sonuçlarına bakarsanız, bu yasa ‘maddi’ açıdan afla ilgili düzenlemeler içeren bir yasadır. Neden böyle alengirli bir cümle kurdum? ‘Maddi’ anlamda demek, ‘içeriği bakımından’ demektir. Yasanın bir şekli, bir de içeriği var. Önümüzdeki yasanın başlığı-metni bir aftan söz etmiyor. Oysa içeriğinde af olarak görülecek düzenlemeler var. TCK müelliflerinden İzzet Özgenç, ‘koşullu özel af’ olarak adlandırmış. Eğer bu bir af yasası kabul edilirse Anayasa’nın 87. maddesine göre en az 360 kabul oyu alması gerekir. Edilmezse, 96. maddeye göre oylanır, özel çoğunluk (3/5) aranmaz.
Söz konusu ‘durum’ daha önce de farklı içeriklerle gündem olmuştu. Örneğin, Ahmet Necdet Sezer 2005’te, üniversiteden ilişiği kesilenlere dönüş hakkı tanıyan 5316........
