menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze’den İstanbul’a Bütüncül Adalet

8 0
20.09.2026

Gazze’den İstanbul’a Bütüncül Adalet

Gazze’den İstanbul’a Bütüncül Adalet

İstanbul bu hafta Filistinli iki mücadele insanını, avukat Raji Sourani ve Gazzeli hekim Izzeldin Abuelaish’i ağırladı. Bu buluşmalarda hissettiğim ortak yön; Gazze’nin sesini duyurmadaki kararlılıkları kadar, dünya için de evrensel adaletin işlenmesine dair bir direniş hattı örgütlenmesine verdikleri anlam oldu.

İstanbul bu hafta iki gün arayla Filistinli iki mücadele insanını ağırladı. Filistin İnsan Hakları Merkezi kurucusu avukat Raji Sourani ve hayatını tıp ile barışa adamış Gazzeli hekim Izzeldin Abuelaish, Gazze’nin yarım asırlık işgal ve yıkım hafızası ve bitmeyen direnişini de taşıdılar İstanbul’a…

1953 yılında Gazze’de doğan Raji Sourani, ömrünü mahkeme salonlarında, tutukevlerinde ve Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) koridorlarında geçirmiş bir hukuk insanı. İskenderiye Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldıktan sonra Gazze’ye dönerek işgal altındaki Filistinlilerin haklarını savunmaya başladı. Sadece İsrail yönetiminin değil, zaman zaman Filistin yönetiminin de hak ihlallerini eleştirmekten çekinmediği için defalarca tutuklandı; Uluslararası Af Örgütü tarafından “vicdan mahkumu” ilan edildi. 1995 yılında kurduğu Filistin İnsan Hakları Merkezi (PCHR) ile Gazze’deki her ihlali belgeleyen Sourani, alternatif Nobel olarak bilinen Right Livelihood Ödülü’ne de layık görüldü. 2023’te Gazze’deki evi bombalanıp yerinden edilmesine rağmen cübbesini ve dosyasını hiç bırakmadı.

Hrant Dink Vakfı’nın Hrant Dink’in doğum günü vesilesiyle on sekiz yıldır düzenlediği Uluslararası Hrant Dink ödüllerini bu yıl Türkiye’den ekoloji ve kadın mücadelesinin önde gelen isimlerinden Süheyla Doğan, dünyadan da Raji Sourani aldı. Sourani, ödülün insan onuruna ve adalete inanan Hrant Dink’in mirasının ve mücadelesinin devamı açısından önemli bulduğunu ama en çok da Filistin’deki soykırıma karşı bir duruş olarak gördüğünü dile getiriyor. Sourani, Gazze’nin bugünkü durumunu anlatırken “Tarih 7 Ekim’de başlamadı” hatırlatmasıyla uzun süredir devam eden ablukanın yarattığı tahribata dikkat çekiyor. Barınma, su, gıda ve sağlık hizmetlerinin bilinçli politikalarla yok edildiğini, bunun nihai amacının Gazzelilerin topraklarını terketmeye zorlanması olduğunu vurguluyor. Bunu “soykırımın kurumsallaşması” kavramıyla tanımlayan Sourani, ölümün yanında hayatta kalanların gelecek kurma imkânlarının da hedefe konulduğunu belirtiyor. Trump’ın Gazze’yi yeniden inşa etme iddiasını, sahadaki koşullar üzerinden sorgulayan Sourani, planın açıklanmasının üzerinden geçen zamana rağmen “içeri tek bir torba çimento bile girmediğini” söylüyor; ilaç ve gıdaya erişimdeki engellerin sürdüğünü hatırlatıyor. O’na göre, yeniden inşa........

© Perspektif