Baştan not:
Bu yazı Muhittin Böcek'i savunmak ya da yermek için yazılmadı. Suç varsa suçtur, suç yoksa suç yoktur. Tartıştığım şey başka: Bir insanın hukuki sorumluluğu ile kamuoyu önünde ahlaki olarak infaz edilmesi arasındaki fark: Evet abiler, ablalar. Evet ağalar, beyler. Evet kardeşler! Geçtiğimiz hafta başında ortalığa dökülen Muhittin Böcek’in yediği haltlarla ilgili yaşadığınız tatmin bitti mi? Alayınız, “ben zaten bunları biliyordum”, “Muhittin zaten Konyaaltı’dan beri bunları yapıyordu”, “Muhittin zaten sapıktı, şimdi açığa çıktı.” dediniz mi? Hepiniz, bir savcılıkta verilen bir ifade üzerinde, aslında yıllar ve yıllardır bildiğiniz ama niyeyse sustuğunuz, sizce ‘gerçekler’ üzerinden linç kampanyasına katılıp da “ben onun cemaziyülevvelini bilirim” korosunda katıldınız mı? Eyvallah katıldınız. Hatta bütün Antalya, koro haline “vay arkadaş, bu Muhittin de neymiş” dediniz mi, dediniz. Bu koro için kompozisyonu da bir kısım malum, bir kısım da malum adayı medya üzerinden kurdunuz mu, kurdunuz. Kısacası, kiminiz selden kütük kapmak için, kiminiz de geçmiş hesaplaşması adına ortalığa dökülüp de Muhittin Böcek’in nasıl ahlaksız, nasıl şerefsiz bir adam olduğunu sosyal medyada yazdınız mı, yazdınız. Alayınızın, medya da dahil, diyorum ki; alayınız iki yüzlüsünüz! Çünkü, zamanında bildiğiniz........
