FINDIK RAPORU, SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ
Küresel iklimsel değişikliği başta insanlar olmak üzere tüm canlıların yaşamlarını etkilemektedir. Aniden yağan sağanak yağmurlar değişik bölgelerde seller oluşturmakta, coğrafi koşullar değerlendirilmeden nehir kenarındaki yapılan yerleşim yerlerinde taşkınlar sonucu yüzlerce insan hayatlarını kaybetmektedir. Bu olumsuz coğrafi koşullar üretim dengelerini olumsuz etkilemektedir. Bu etkileşimden FINDIK' ta olumsuz etkilenmektedir. Oluşan olumsuz koşullar zaman içinde kendini daha fazla hissettirecektir. Örneğin özellikle içme suyu kullanımını bizim bölgemizde denetim altına almamız gerekmektedir. Bilim adamlarının ön görüsü ile gelecekte bölgemiz önemli su sorunu ile karşılaşacaktır.Yönetici ve yönetime talip insanlar bilimsel veriler ışığında daha etkin önlemler almak zorundadırlar diye düşünüyorum.Ülkemiz İkinci Dünya Savaşına girmemiş, savaş sonunda yeni kurulan dünya düzeni içinde yer almaya çalışırken emperyalist ülkeler savaşa girmemiş olmamızı bahane ederek bizlere önemli yaptırımlarda bulundular.Tek parti yönetimini bahane göstererek demokrasi tarafında yer almak istiyorsanız şu şekilde davranmalısınız diye Yahudi kökenli Amerikalı bir iktisatçıya Türkiye raporu hazırlattılar. Bu rapor aynen şöyledir. -Ağır sanayi kurmayacaksınız, -Çok partili siyasi döneme geçeceksiniz, -Köy Enstitüsü nü kapatacaksınız.Belirlenen bu ilkeler 1950 Demokrat Parti iktidarı tarafından harfiyen yerine getirilir. Köy Enstitüleri, Kayseri Uçak fabrikası, Eskişehir motor fabrikası kapatılır. Deniz Yolları, Demir Yolları atıl hale getirilip kara taşımacılığı özendirilir. Bu uygulama petrole bağımlılığının birinci aşamasıdır. Amerikan mallarının pazarlarımızda satılmaları için “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman” diye türkü bestelenir. Fabrikaların kapatılma işlemi hala bütün hızı ile devam etmektedir. Kağıt fabrikaları, Çimento fabrikaları ve niceleri satıldılar. Limanlarımız, Tank Palet Fabrikası gibi çok önemli stratejik fabrikalarımız satıldı. Fiskobirlik çalışamaz hale getirildi.Yabancı kaynaklı montaja dayalı fabrikalar özellikle deniz ulaşımının kolay olduğu Marmara Denizi çevrelerine özellikle İstanbul ve çevresine yerleştirildi.Bu fabrikaların iş gücünü karşılamak amacı ile köyler boşaltıldı. Yoksul olan köylü gençler iş ve aş amacıyla topraklarını terk ederek büyük şehirlerin kenar mahallelerine yerleştiler. Büyük şehirlerin kenarlarında kuralsız gecekondu yerleşimler mantar gibi çoğalmaya başladı. Zaman içinde bu gecekonduların üzerlerine çok katlı kuralsız binalar yapıldılar. Başta İstanbul ve büyük şehirlerdeki deprem sorunu bu çarpık ve kuralsız yerleşimin sonucudur. Yeni bir sosyal yapı yeni bir toplumsal problemler böyle başladı. Köylerde yaşanan göç köy nüfusunu azalttı. Köylerdeki tarım başta olmak üzere hayvancılıktaki üretim düştü. Köylerde nüfus azalınca köy okulları kapatılarak taşımalı sisteme geçilerek köyün öğretmenle bağı kesildi. Özellikle Karadeniz Bölgesinde tarlada bahçede çalışacak insan kalmadı. Şu an köylerde yetmiş yaşının üzeri insanlar atadan kalma bahçelerde dededen görme bilgi ile fındık bahçelerini üretime dönüştürmeye çalışıyorlar.Büyük şehirlerde yaşam........
