menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sen kimin Yezid’isin yahut senin Yezid’in kim?

199 0
28.06.2026

Tarihte yaşanmış trajedi dolu bir olayı “teatral bir tekrar” haline getirerek anlamak imkansızdır. Kurban ibadeti böyledir mesela. Kurban etmenin anlamları üzerine düşünmeyi bir kenara bırakıp sadece hayvan boğazladığınızda, evet, dini bakımdan görevinizi yerine getirirsiniz ancak “neyi kurban ettiğimi biliyorum” demeniz pek olası değildir. Koyun boğazladığınızı zannedersiniz.

İslam tarihinin en büyük trajedisi olan Kerbela hadisesinin doğru anlaşılmasının önündeki en büyük engel de trajedi tekrarıdır. Abartılı ağıtlarla, kadim suçlamalarla, “an tekrarlarıyla” Hazreti Hüseyin’i de Yezid’i de “tarihsel bir şahsiyet” haline getirip öldürürsünüz. Oradan başka sonuç çıkmaz. Çıkmaz çünkü trajedi tekrarı psikolojik bir rahatlama ya da daha doğrusunu söyleyecek olursak psikolojik bir sapma sonucundan başka sonuç doğurmaz.

“Yezid’e lanet, Hüseyin’e rahmet” döngüsü bir süre sonra Yezid’i Yezid’e, Hüseyin’i de Hüseyin’e hapsetmekle sonuçlanır ve bunun hiç beklemediğimiz sonuçları olur. Davranışsal olarak anlaşılması gereken “form”lar kimliklendirilip dondurulur ve mesela bir ideolojinin, bir devletin, bir imamın, bir şeyhin elinde korkunç bir silaha dönüşebilir.

Açtım bir parantez. Yanlış hatırlamıyorsam bir başka bağlamda Mustafa Ulusoy hocayla “Bediüzzaman’ı........

© Yeni Şafak