Sofradaki Görünmez El, Damardaki Görünür İz
İnsan yemek zorunda.Kapitalizm ise satmak zorunda.Sorun yalnızca ne yediğimiz değil; neyin, neden, ne kadar üretildiği, bize nasıl satıldığı ve sağlıklı olanı seçmenin gerçekten herkes için mümkün olup olmadığıdır. Çünkü gıda artık yalnızca beslenme meselesi değildir. Devasa bir pazarın, sınıfsal eşitsizliğin ve kimi zaman suç gelirlerinin de sızabildiği bir ekonomik alanın parçasıdır.Son hesabı ise reklamcılar, şirketler ya da ideolojiler değil, beden keser.
Kapitalizm ise satmak zorunda.
Sorun yalnızca ne yediğimiz değil; neyin, neden, ne kadar üretildiği, bize nasıl satıldığı ve sağlıklı olanı seçmenin gerçekten herkes için mümkün olup olmadığıdır. Çünkü gıda artık yalnızca beslenme meselesi değildir. Devasa bir pazarın, sınıfsal eşitsizliğin ve kimi zaman suç gelirlerinin de sızabildiği bir ekonomik alanın parçasıdır.
Son hesabı ise reklamcılar, şirketler ya da ideolojiler değil, beden keser.
Kapitalizm ise satmak zorunda.
Belki de modern beslenme meselesini anlamaya bu iki cümleden başlamak gerekiyor.
Çünkü insanın beslenme ihtiyacının biyolojik bir sınırı vardır.
Bedenimizin ihtiyacı bir yerde biter.
Büyüme ekonomisinin ise böyle bir biyolojik sınırı yoktur.
Bir şirket geçen yıl sattığı kadarını bu yıl da satarsa bunu her zaman başarı saymaz. Daha fazla üretmek, birim maliyeti düşürmek, daha geniş pazarlara ulaşmak, daha yüksek kâr elde etmek ve mümkünse daha çok satmak ister.
Sonra gelecek yıl biraz daha fazlasını.
Ama burada küçük bir sorun var:
Midenizin çeyrek dönem büyüme hedefi yoktur.
İnsan daha fazla yemeye mecbur değilse, daha fazla gıda nasıl satılacak?
Daha büyük porsiyonlar.
Kampanyalar, indirimler, sadakat kartları, eve teslimat, günün her saatinde erişim…
Dünya Sağlık Örgütü’nün 143 içerik analizi ile 36 tüketici araştırmasını kapsayan incelemesi, gıda pazarlamasının yaygınlığını koruduğunu, pazarlanan ürünlerin ağırlıklı olarak sağlıklı beslenmeye katkıda bulunmayan yiyecek ve içeceklerden oluştuğunu ve pazarlamaya maruz kalma ile bu ürünlerin tüketimi arasında pozitif ilişkiler bulunduğunu gösteriyor (World Health Organization [WHO], 2022).
Bir zamanlar esas olarak açlığımızı gidermek için yediğimiz şey böylece başka bir şeye dönüşüyor.
Canımız sıkılınca yiyoruz.
Televizyon izlerken yiyoruz.
Otomobil kullanırken yiyoruz.
Bir öğünden diğerine giderken bile yiyoruz.
Gıda artık yalnızca besin değildir.
“Ama bütün meseleyi kapitalizmin sırtına yüklemek de fazla kolaycılık olur.”
Şirketlerin amacı insanları hasta etmek değildir.
Ama şirketlerin temel görevi bizi sağlıklı tutmak da değildir.
Şirket kâr etmek ister.
Bunda şaşırtıcı bir şey yoktur.
Ticari açıdan başarılı olanla biyolojik açıdan iyi olan her zaman aynı şey midir?
Uzun süre bozulmayan, kolay taşınan, güçlü biçimde pazarlanabilen, yoğun tat sunan ve tekrar tekrar satın alınan bir ürün ticari açıdan mükemmel olabilir.
Beden açısından sonuç aynı olmak zorunda değildir.
Lane ve arkadaşlarının (2024) BMJ’de yayımlanan şemsiye incelemesi 9.888.373 kişiyi kapsayan 45 birleşik analizi değerlendirdi. Bunların 32’sinde, yani yüzde 71’inde, ultra işlenmiş gıdalara daha yüksek maruziyet ile olumsuz sağlık sonuçları arasında doğrudan ilişki bulundu. Bulgular kardiyovasküler ve metabolik sonuçlardan tip 2 diyabete ve ölüme kadar uzanıyordu. Bununla birlikte araştırmacılar kanıt kalitesinin incelenen sonuca göre değiştiğini de........
