Enflasyon düşerken ekonomi neden zorlanıyor?
Türkiye’nin önündeki sorun, enflasyonu düşürmek için ekonomiyi ne kadar daha yavaşlatması gerektiği değil; zaten yavaşlayan bir ekonomide dışarıdan gelen enerji ve maliyet şoklarının fiyatlama davranışını yeniden bozmasını nasıl engelleyeceğidir. Dezenflasyonun bundan sonraki safhası, ilk safhasından daha fazla ince ayar gerektirecektir.
Türkiye ekonomisinde son dönemde açıklanan göstergeler ilk bakışta birbiriyle çelişkili bir görünüm ortaya koyuyor. Enflasyon gerilemeye devam ederken sanayi üretiminde belirgin bir zayıflama görülüyor. Perakende satışlar görece dirençli kalırken cari işlemler açığı yeniden genişliyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerini artırırken yılsonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize ediyor. Buna bir de jeopolitik gelişmelerin petrol fiyatları üzerindeki baskısı eklendiğinde, ekonomi politikasının karşı karşıya bulunduğu sorun daha açık biçimde ortaya çıkıyor.
Aslında bu göstergeler birbirleriyle çelişmiyor. Tam tersine, Türkiye’de uygulanmakta olan dezenflasyon programının ulaştığı yeni aşamayı yansıtıyor. Talebi sınırlamaya dayanan sıkı para politikası ekonomik faaliyet üzerinde etkisini göstermeye başlamış durumda. Buna karşılık enflasyonun önemli bir bölümü artık yalnızca iç talep koşullarından değil; enerji, gıda, döviz kuru ve diğer maliyet unsurlarından kaynaklanıyor. Dolayısıyla ekonomiyi yavaşlatmak enflasyonu düşürmeye yardımcı olurken, aynı zamanda üretim ve büyüme üzerindeki maliyeti giderek artırıyor.
HEDEF İLE TAHMİN ARASINDAKİ FARK
Bu tablonun en dikkat çekici göstergelerinden biri TCMB’nin son Enflasyon Raporu oldu. Merkez Bankası 2026 yılsonu enflasyon tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltirken, yüzde 24 olan ara hedefini değiştirmedi.
Burada hedef ile tahmin arasındaki farkın doğru anlaşılması gerekiyor. Yüzde 28, mevcut ekonomik koşullar ve para politikası altında Merkez Bankasının yılsonunda gerçekleşmesini beklediği enflasyon oranıdır. Yüzde 24 ise para politikasının yöneldiği dezenflasyon patikasının referans noktasıdır.
Dolayısıyla Merkez Bankası esas olarak, “Mevcut koşullarda yüzde 24’e ulaşmayı beklemiyoruz, fakat para politikasını yüzde 24’ün temsil ettiği dezenflasyon patikasına göre şekillendirmeye devam edeceğiz” demektedir.
Bu ayrım merkez bankacılığı açısından olağandışı değildir. Ancak hedef ile gerçekleşmesi beklenen enflasyon arasındaki fark sürekli büyürse hedefin beklentileri yönlendirme kapasitesi zayıflayabilir. Bu nedenle yüzde 24 hedefinin iktisadi anlamını koruyabilmesi, yüzde 28 ile yüzde 24 arasındaki farkın gelecekte uygulanacak para politikası kararlarında dikkate alınmasına bağlıdır.
SANAYİ YAVAŞLARKEN TÜKETİM NEDEN DİRENİYOR?
Son verilerin ortaya çıkardığı ikinci önemli gelişme, üretim ile........
