Ayaş Oltan’da 25 günlük Risale-i Nur Okuma Programı’nda zihnî ve ruhî dönüşüm
Lise 11. sınıf öğrencisi olarak günümün neredeyse altı saatini cep telefonu ekranına bakarak, bildirimler arasında bölünerek geçiriyordum. Odaklanma sürem bir reels videosunun uzunluğuna kadar düşmüştü. Ailemin tavsiyesiyle Ankara’nın Ayaş İlçesine bağlı Oltan Köyü’ndeki 25 günlük Risale-i Nur Külliyatı bitirme kampına katıldığımda içimde ciddi bir şüphe ve önyargı vardı. Günde 10-12 saat kitap okumak, zihinsel kapasitemin ötesinde görünüyordu.
Köye ayak basıp telefonları teslim ettiğimiz andan itibaren sessizlik başladı. İlk iki gün “yoksunluk krizi”ne benziyordu; elim sürekli cebime gidiyor, zihnim gereksiz detaylarla boğuşuyordu. 3. günden sonra zihnimdeki uğultu yatıştı. Nörobilimde “Default Mode Network” denilen, beynin boş kaldığında ürettiği kuruntu ve kıyaslama kaygıları, Oltan’ın sessiz doğasında yerini sükûnete bıraktı. Bediüzzaman’ın Barla Lahikası’nda On Üçüncü Mektup’ta bahsettiği “Benim Hâlik-ı Rahîmim, o tecridi, benim hakkımda bir azîm rahmete çevirdi. Zihnimi sâfi bırakıp, gıll ü gıştan âzâde olarak Kur’ân-ı Hakîm’in feyzini, olduğu gibi almaya vesile etti.” cümlesindeki “zihnini safi bırakıp gıll ü gıştan azade olmak” düsturunun anlamını ilk kez teoride değil, bizzat hissettim.
Ekran gürültüsü çekilince ağır felsefî ve mantıkî metinler akmaya ve kavranmaya başladı. 25 gün boyunca muntazam programla binlerce sayfa okuduk. Kampın ortalarında bilişsel eşiğim yükseldi. Dil yapısı ağır gelen Sözler ve Lem’alar, zihnim dijital atıklardan temizlendikçe netleşti. Külliyat’taki varoluş, kâinat, iman ve mantık delilleri fizik ve biyoloji derslerindeki tabiat yasalarıyla birleşti. Evren okunmayı bekleyen devasa bir kitaba dönüştü.
25 Günlük Sürecin........
