Aydınlık Hareketi’nin Toprak-İş Sendikası
www.yildirimkoc.com.tr
12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Aydınlık Hareketi’nin (Türkiye İşçi Köylü Partisi) sendikacılık alanındaki bir çalışması, 1975 yılında kurulan, genel merkezi Söke’de bulunan ve tarım işçilerini örgütleyen Toprak-İş Sendikası idi.
Aydınlık Hareketi’nin 1980 öncesinde önder kadrolarından Gün Zileli, Toprak-İş Sendikası hakkında şu bilgileri vermektedir:
“Bu bölgede, partinin denetiminde kurulmuş Toprak-İş Sendikası da ayrı bir koldan örgütlenme faaliyeti sürdürüyordu. Toprak-İş’in dışarıdan gelen temsilcisi, yine bizim arkadaşlardan Ömer Faruk Cıravoğlu’ydu. Ona, Pulyanlı köyünden, ‘Mamo’ lakaplı Mehmet Ongan yardımcı oluyordu.” (Gün Zileli, Havariler (1972-1983), İletişim Yay., İstanbul, 2011;214)
“Güney taraflarında dolaşırken bir ara yolum, Tarsus’a da düştü. Buradaki dayanağımız Toprak-İş sendikasıydı. Bu yörede çok sayıda tarım işçisi bulunduğundan, Toprak-İş, Tarsus’ta tutunmaya önem veriyordu. Sendikanın örgütlenme işlerini yürüten, TİİKP davasında birlikte yargılandığımız, esas mesleği mühendisliği bırakmış olan Abdülaziz Şenel’di. Toprak-İş Sendikası, adına layık, zemini toprak bir odada barınıyordu. Arkadaşların tüm günlük gıdası, karpuz ekmekten ibaretti. (Zileli,2011;218)
TOPRAK-İŞ SENDİKASI’NIN SÖKE DİRENİŞİ
Toprak-İş’in en önemli eylemi, Söke’de tarım işçilerinin örgütlenmesi ve mücadelesiydi.
Toprak-İş Sendikası, 1975 yılında kurulduktan kısa bir süre sonra baskılar yaşamaya başladı.
11 Mart 1975 günü Söke Savcılığı’nın verdiği izin belgesiyle Toprak-İş afiş ve bildirilerini dağıtmak üzere Germencik’in Turanlar köyüne giden iki sendika görevlisi, jandarma tarafından gözaltına alındı.
14 Mart 1975 günü polisler, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi savcılığının kararına dayanarak Sendika genel merkezinde arama yaptı. Bir sendika görevlisi ve üye fişleri polisler tarafından götürüldü. Sendika görevlisinin, Söke’den gitmesi istendi. Aynı gün, Sendika genel sekreterinin evi arandı, sendika üye kayıt defterleri ile üye fişlerine el kondu.
Söke’ye bağlı Sazlıköy bucağında 1975 yılı Haziran ayı sonunda eylem başladı.
Milliyet Gazetesi, 29.6.1975 günlü sayısında şu bilgiyi veriyordu:
“Söke’ye bağlı Sazlıköy bucağında üç gündür devam eden tarım işçilerinin direnişi, tarafların dün de anlaşamaması üzerine sürdürülmüştür. Üç bine yakın tarım işçisi, topraklarında çalıştıkları Hilmi Fırat ve ortaklarının çapa ücreti olarak verdikleri 42,5 lirayı kabul etmeyerek, 60 lira istemeleri üzerine başlayan direniş hareketini, istedikleri ücretin işverenlerce kabul edilmesine kadar sürdüreceklerini açıklamışlardır.
“Üç gün önce tarlalarına gitmeyerek direnişi başlatan üç bine yakın tarım işçisi, pamuk tarlalarına giden yolları ve köprüleri tutarak hiç kimseyi çiftliğe sokmamışlardır. Çiftlik sahibi Hilmi Fırat’ın isteği üzerine Söke’den jandarma birliği gelmiş ve bir olayın çıkmasını engellemiştir. Hilmi Fırat’ın dışarıdan getirdiği bin kadar işçiyi de çalıştırmayan Sazlıköy tarım işçileri üç gündür kadın-çocuk toplanarak tarlalara kimseyi sokmayarak direnişi sürdürmüşlerdir.
“Söke Savcılığı olaya el koyarak direnişi yönettiği iddia edilen Toprak-İş Sendikası Genel Başkanı Şamil İlter ve diğer on sendikacı hakkında soruşturma açmıştır. Çoğunluğunun Toprak-İş Sendikası’na bağlı olduğu bildirilen tarım işçileri, ’30 bin dönüm toprağı olan çiftlik sahibi ücretlerimizi 60 liraya çıkarmadığı sürece direnişimize devam edeceğiz’ demişlerdir.
“Direnişin ilk günü Sazlıköy’e gelen Aydın Vali Vekili, Söke Kaymakamı, Jandarma İl Alay Komutanı, Emniyet Amiri, Belediye Başkanı ve öteki ilgililerin katıldığı uzlaşma toplantısında, çiftlik sahibi Hilmi Fırat ve ortakları, çapa ücretlerine beş liralık bir zam yapmışlardır. Ancak 47,5 liranın işçileri tatmin etmemesi üzerine, toplantı bir sonuç alınmadan dağılmıştır.
“Toprak-İş Sendikası Genel Başkanı Şamil İlter, ‘Hilmi Fırat’ın 30 bin dönüm toprağı olduğunu’ öne sürerek, ‘Sazlıköylülere yıllarca tahakküm etmiş olan Fırat’a boyun eğmeyeceklerini’ belirtmiş ve şunları söylemiştir: ‘Sendikalı ve sendikasız tüm işçiler isteklerinde haklıdırlar. 60 liralık ücrette kararlıyız. Yıllarca açlığa alışmış olan işçiler, Hilmi Fırat karşısında birlik ve beraberliklerini açlıklarına rağmen haklarını alıncaya kadar bozmamaya kararlıdırlar. İşverenin 100 lira vereceği Acarlar, Germencik, Ortaklar, İncirliova ve Söke’den getirdiği işçileri de çalıştırmayacağız. Davamız ortaktır.” (Milliyet, 29.6.1975)
Adalet Partisi çizgisindeki Son Havadis Gazetesi de aynı gün bu haberi şu şekilde verdi:
“Aşırı solcuların tahriklerine kapılan üç bin pamuk işçisi Söke’de direnişe geçti.
“Ege Bölgesinde bir süre önce uygulanan toprak işgalleri, şimdi solcu militanlar önderliğinde yeni bir biçime dönmüş, aşırı solcuların tahriklerine kapılan işçiler, ücretleri az bularak çalışmadıkları gibi, dışarıdan getirilenleri de tarlalara sokmamaya başlamıştır. (…)
“Toprak-İş Sendikasının baskısı sonucu, solcuların da etkisiyle örgütlü çalışmaya yöneltilen işçiler, toprak sahiplerine karşı direnişe geçirilmiştir. Yıllardır uygulanan sistemi kaldırmak isteyen solcular, zaman zaman kendilerine engel olmak isteyen polis ve jandarmaya da karşı gelmeye başlamışlardır. (…)
“Savcı Toprak-İş Sendikası eski genel başkanı Mustafa Tüfekçi başta olmak üzere 10 kadar kışkırtıcı hakkında soruşturma açmıştır. Açılan kanuni soruşturmaya rağmen Sazlıköy halkı dışarıdan işçi getirilmesine karşı çıkacaklarını ve tarlalara sokmayacaklarını söylemişlerdir.” (Son Havadis, 29.6.1975)
Toprak-İş Sendikası’nın bu mücadelesi, sendika yöneticilerinin tutuklanmasına neden oldu. Cumhuriyet Gazetesi bu süreci şöyle anlatmaktadır:
“Toprak-İş Sendikası’na bağlı üç bin tarım işçisinin Sazlıköy’de beş günden beri sürdürdükleri direnişte önceki gün olaylar çıkmış, özellikle kadın işçilerin oluşturduğu 400 kişilik bir grup polisle çatışmıştır.
“Söke’deki olaylar, önceki gece polisin Mustafa İnç, Şamil İlter, Mustafa Tüfekçi ve Mehmet Emin adlarındaki sendika yöneticilerini gözaltına alması ile başlamıştır. Önceki gün sabah, arkadaşlarını görmeye Söke’ye gelen işçilere jandarma engel olmak istemiştir. Jandarmanın tüm engellemelerine karşın çoğunluğu kadınlardan oluşan 400 kişilik bir grup Söke’ye gelerek tutuklanan arkadaşlarının duruşmalarını izlemek üzere mahkeme salonuna girmek istemişler, polis, bu isteğe karşı gelmiş ve tarım işçilerini mahkeme salonuna sokmamıştır.
“Polisin işçileri mahkeme salonuna sokmamasıyla olaylar yeniden başlamış, polisle işçiler arasında çatışma çıkmıştır. Polisin özellikle kadın işçileri kıyasıya dövdüğü dikkati çekmiştir. Çatışmada Hanım Şimşek, Güzel Gezgül, Hanım Çelik, Fatma Direnik, Fatma Yolcu ve Ayşe Ercan adındaki kadın tarım işçileri çeşitli yerlerinden yaralanarak hastanede tedavi görmüşlerdir.
“Bu arada, dayak yiyen annesini polisin elinden almaya çalışan 11 yaşındaki Raşit Taşdemir ile Şadi Güler adındaki iki küçük işçinin Emniyet Amirliğinde dövülerek salıverildiği belirtilmiştir.
“Olaydan sonra, Toprak-İş Sendikası avukatları polisleri savcılığa şikâyet etmişler ve tarım işçileri Söke Emniyet Amirliği önünde oturma grevine başlamışlardır. Söke halkı işçileri desteklemişlerdir. Oturma grevindeki işçilere yiyecek ve para yardımı başlamıştır. Bir bankanın Söke şubesinde işçilere hesap açtıran Sökeliler, tüm sendikaları, işçileri, öğretmenleri ve demokratik kuruluşları maddi ve manevi yardıma çağırmışlardır.
“Öte yandan, CHP Söke ilçe başkanı Cengiz Özarslan, dün verdiği demeçte, tarım işçilerinin de sanayi işçileri gibi örgütlenme hakları olduğunu belirtmiş, direnişteki işçilerin eylemlerinin yasal olduğunu söylemiştir. ‘Yasal olan eylemin yanındayız. Sazlıköy tarım işçilerinin direnişleri, eylemleri yasaların dışına çıkmadıkça destekleyeceğiz’ demiştir.
“Bu arada, işçilerin direnişe geçtikleri toprakların sahibi Hilmi Fırat’ın olayların Söke dışına çıkmaması, kamuoyunun olaylardan haberdar olmaması için Söke postanesine baskı yaptığı öne sürülmektedir.” (Cumhuriyet, 3.7.1975)
Toprak-İş Sendikası yöneticilerinin tutuklanması üzerine, 42 örgüt ortak bir açıklama yaparak, tutukluların serbest bırakılmasını istedi.
Açıklamanın bazı bölümleri aşağıda yer almaktadır:
“Sendika Yöneticileri Serbest Bırakılsın.
“Söke’nin Sazlıköy bucağında üç bin tarım işçisi on bir gündür direnişteler. Tarım işçileri, sendikaları Toprak-İş’in öncülüğünde talep ettikleri ücretleri alabilmek, dayıbaşılığını kaldırabilmek ve temsilcilerini kabul ettirebilmek için işi durdurdular.
“Bu direniş süresince hiçbir geliri olmayan işçiler açlığa göğüs gerdiler. Temsilcileri karakolda dövüldü. Kadın-erkek sekiz kişi gözaltına alındılar. Buna rağmen birliklerini bozmadılar ve direnişe devam ettiler. Büyük toprak sahibi Hilmi Fırat’ın dışardan işçi getirme oyununu boşa çıkardılar. Hilmi Fırat’ın getirdiği birkaç posta işçi de çalışmadı. Sazlıköylü işçilerle birleşti. Tarım işçilerinin direnişini bastırabilmek için son olarak Toprak-İş’in dört yöneticisi tutuklandı. (…)
“Biz aşağıda imzaları bulunan kuruluşlar tarım işçilerinin haklı mücadelesini destekliyoruz. Tarım işçilerinin isteklerinin, kanunî ve Anayasal haklarının tanınmasını istiyoruz.
Söke’de dört sendika yöneticisinin tutuklanmasını protesto ediyoruz! Tutuklamalara, baskı ve kanunsuz tutumlara derhal son verilmelidir!
“Bütün ilerici ve yurtseverleri tarım işçilerinin haklı mücadelesini desteklemeye çağırıyoruz!
“Tarım işçileri haklarını mutlaka alacaktır!
“Yaşasın tarım işçilerinin haklı mücadelesi!” (Halkın Sesi, sayı 14, 15 Temmuz 1975)
TİP’lilerin yönettiği Yürüyüş Dergisi, 1975 yılında bu eylemi aşağıdaki biçimde anlatıyordu:
“Söke Direnişi. Tarım Proletaryası Örgütleniyor
“Ülkemizde Ege bölgesi, Ege’de Söke ovası. Söke ovasında Sazlıköy tarımda kapitalizmin en gelişmiş olduğu yer.
“Sazlıköy’de altı yüz otuz hanenin altı yüzünün hiç toprağı yok. İki yüz hane kirada oturuyor. Köy halkı çeşitli bölgelerden gelip buraya yerleşmiş. Ağrı’dan, Kars’tan, Tunceli’den. Sadece emekleriyle geçiniyorlar. Geçen yıllara kadar Hilmi Fırat’ın çiftliğinde dayıbaşılar aracılığıyla çalışmışlar. Bu yıl Toprak-İş Sendikası kurulmuş. Toprak-İş, işçilere o civardaki çiftliklerde iş buluyor. Bu yıl çapa mevsiminde ise artık dayıbaşıları tanımıyorlar. (Dayıbaşı, her işçiden onlara iş bulduğu için günde yirmi beş liraya kadar para alıyor.) İşe gitmiyorlar. Sazlıköylüler kırk lira gündelikle çalışırken patronun dışarıdan yüz lira gündelikle getirdiği işçiler de çiftliğe gelince Sazlıköylülere katılıyorlar. Patron da işçileri dayıbaşılar aracığıyla istediği zaman istediği fiyata çalıştırabildiği için, sendikayı istemiyor.
“Tarım işçilerinin ücret isteği Söke ovasındaki ücretin çok altında. Patron istenilen ücreti vermeye dünden razı. Ama sendika belini büküyor. ‘Sendika aradan çıksın’ diyor. Direniyor. Dayanmasının iki nedeni var: Birincisi, patronun ortakçıları var. Dönüm başına kararlaştırdıkları parayı ortakçılardan nasıl olsa alacak. İkinci ve bizce daha önemlisi. Öbür patronlar Hilmi Fırat’ı sıkıştırıyorlar. ‘Zararını biz öderiz’ diyorlar. Çünkü biliyorlar ki, Sazlıköy’de kurulan sendika gelecek yıl bütün Söke ovasında örgütünü kuracak. Gelecek yıl artık Söke’de dayıbaşı kalmayacak. Patronlar, işçileri boğaz tokluğuna çalıştıramayacaklar. Karşılarında ekonomik mücadele için örgütlenmiş işçi sınıfını bulacaklar. (…)
“Bu arada kalabalıktan biri yanımıza yaklaşıyor. Toprak-İş Sendikası avukatı olduğunu öğreniyoruz. Söyledikleri şunlar: “Hilmi Fırat’ın Sazlıköy çevresinde 35 bin dönüm toprağı var. Direnişteki işçilerin asıl talebi, gündeliklerinin Söke ovasındaki diğer çiftliklerdeki kadar olması. Çünkü diğer çiftlikler 70 lira gündelik verirken, Sazlıköy’de 40 lira veriliyor. Direniş bunun için başlatıldı. 26 Haziran’dan bu yana işçiler direniyor. Direnişin kararlı sürmesinde başka faktörler de rol oynuyor. Mesela, Sazlıköy halkına karşı baskı özellikle yoğun. Köylü bu topraklardan bir tutam ot bile alamaz. Alırsa…” (…)
“‘Nedir bu dayıbaşılık?’ diye soruyoruz. Cevabı genç bir işçi veriyor. Aynı zamanda Toprak-İş Sendikası işçi temsilcisi. Adı M.Tüfekçi. Şunları söylüyor: ‘Dayıbaşı, ağa ile işçi arasındaki aracı. Sendika olunca dayıbaşılık aradan kalkıyor tabi. Sendikayı istemeyenlerin arasında bunlar da var. Sendikanın 600 üyesi var. Bundan korkuyorlar. Sendika aradan çıksın, istediğinizi verelim, diyorlar halka. Sendikalı olduğunuz sürece size iş vermeyiz, diye tehdit ediyorlar. Bu da sökmeyince dışarıdan işçi getirdiler. Gidip söyledik, yapmayın, dedik. Jandarma başçavuşu dışarıdan gelen işçilere, ‘benim nezaretimde işe gideceksiniz,’ dedi. Ama onlar gitmediler. Bize sarıldılar, ağlaştık. Olan biten bu. Köy 600 hane. Kimsenin toprağı yok, işçiyiz yani. Sendikasız çalışmayız. Beş kuruşa çalışırız, ama sendikalı çalışırız.
“Toprak-İş Sendikası Başkanı Şamil İlter yanımızda. Onun da direniş hakkındaki görüşlerini alıyoruz: ‘İsteklerimiz şunlar: Tarım iş kanununun çıkarılması, sekiz saatlik işgününün tarım ve orman işçilerine de uygulanması, eşit işe eşit ücret, iş güvenliği, dayıbaşı ve elçilerin aradan çıkarılması. Sendikamız kurulalıdan bu yana çeşitli baskılara uğradık. Tarım işçilerinin dağınıklığından, örgütsüzlüğünden yıllardır yararlanan ağalar, sendika gerçeğinden korktular.
“Direnişe son vermeniz hangi koşullara bağlı?
“Önce, sendikanın istediği ücretin kabulünü, yani kadın erkek çapa ücretinin 60 lira olmasını istiyoruz. Sendikanın tanınmasını istiyoruz. Diğer isteklerimiz ise özel olarak Sazlıköy’le ilgili. Dayıbaşılığın kaldırılmasını ve bu çiftlikte sadece Sazlıköy halkının çalışmasını istiyoruz.
“Direnişinizi, ekonomik ve siyasal hedefleri açısından değerlendirir misiniz?
“Elbette ki mücadelemiz ekonomik mücadeleden ibaret kalmayacak. Şurasını biliyoruz ki Hilmi Fırat ve onun gibilerin yenilmesi için siyasal mücadele şart.”(Yürüyüş, 8.7.1975)
Aydınlıkçı Halkın Sesi Dergisi’nin eyleme ve imzalanan sözleşmeye ilişkin haberi de aşağıdadır:
“Ağa, Sendikayı Kabul Etmek Zorunda Kaldı.
“30 Haziran Pazartesi günü dört sendika yöneticisinin tutuklanmasından sonra Sazlıköylü toprak işçilerinin yılmadığını gören ağa ve adamları 2 Temmuz Çarşamba günü anlaşmaya razı oldular. Bu anlaşmanın kendisi ve özellikle 4. ve 5. maddeleri ile sendika, ağa tarafından tanınmış olmaktadır. Nitekim direnişten sonraki ilk gün işçilerin çok büyük bir kısmı dayıbaşı ile beraber değil, sendika temsilcisi ile beraber işbaşı yapmışlardır. Üçüncü maddeyle toprak ağasının dışardan işçi getirerek ücretleri düşürme imkanı ortadan kalkmaktadır. İşçi ücretleri 50 lira olmuştur ve beşinci madde gereği dayıbaşı bundan pay alamamaktadır. Direniş başladığında Söke ovasında ücretler daha yüksekti ve bunun için sendika daha fazla bir talepte bulunmuştu. Altı gün içinde ovada işlerin azalmasıyla ücretler düşmüş, bu bakımdan işçiler 50 lirayı kabul etmişlerdir. 2. maddede ücretlerin herhangi birisi ağa, birisi devlet ve birisi de köylülerden oluşmak üzere üç kişi tarafından kararlaştırılacağı belirtilmektedir. Anlaşma aynen şöyledir:
“Sazlıköy çiftçilerini temsilen, işveren ve sendikayı temsilen aşağıda imzaları bulunan kişiler arasında aşağıdaki şekilde 1975 pamuk çapası sözleşmesi yapılmıştır.
“1) İşçi yevmiyesi kadın erkek farkı olmadan 3.7.1975 günü ile 8.7.1975 günlerinde (50 TL) elli lira olacaktır.
“2) Birinci madde dışındaki tarihlerden sonra her hafta sonu ücret rayici ziraat mühendisi İsmet Kızılyar, Eşref Bozkaya ve Cafer Altay tarafından Sömü-Sarıkemer ve Güllü Bahçe hakkındaki ücretlerin tetkiki yapılarak bunun ortalaması tespit edilerek ödenecektir. İstisnai bölgelerde zirai zarurete dayanarak münferit kişilerce ödenen istisnai ücret emsal alınamaz.
“3) İşçi tercihen Sazlıköy’den alınacak, dışarıdan fazla işçi getirilmesine ihtiyaç olduğunda ziraat mühendisinin lüzumuna göre getirilecektir.
“4) Sendikalı sendikasız işçi ayrımı yapılmayacak ve tespit edilen ücret net işçinin eline geçecektir.
“5) İşçi, sendika temsilcisiyle, dayıbaşıyla veya serbest olarak işe gitmekte muhtardır. Her halde tespit edilen ücret kendisine ödenecektir.
“6) Hilmi Fırat ve ortaklarının dışında küçük arazi sahipleri dışarıdan işçi getirmekte serbesttir.
“Müşahit A.Nuri Kadıköylü (Kaymakam), Toprak-İş Sendikası adına Av.Recep Eser Öztürk (umumi vekil), müşahit İsmet Kızılyar (Ziraat Yük.Müh.), Emniyet Amiri Cengiz Aybaş, Jandarma Komutanı Engin Has, İşveren Eşref Bozkaya, Sazlıköy Halkı Adına Aziz Çelik.” (Halkın Sesi, 8.7.1975)
TUTUKLANAN TOPRAK-İŞ YÖNETİCİLERİ
Bu süreçte Toprak-İş Sendikası yöneticileri tutuklandı. Tutuklanan dört kişinin hapishaneden gönderdikleri mesaj aşağıdadır:
“Sendikacıların Hapishaneden Mesajı.
“Sazlıköylü yiğit tarım işçisi arkadaşlar,
“Birliğinizi bozmak, direnişinizi dağıtmak amacıyla Hilmi Fırat ve ortakları bizleri tutuklattılar.
“Ama bizden sonra da direnişinize daha kararlı, daha cesur bir şekilde devam etmeniz, Hilmi Fırat ve ortaklarının amaçlarını boşa çıkarmıştır. Umduklarını bulamamışlardır. Sizlerin bu yiğit direnişiniz hapishanede bizlere büyük bir sevinç verdi. Canımız kurban olsun sizlere. Hepinize kucak dolusu selam eder, küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden öperiz. Hilmi Fırat’ı dize getirme mücadelenizde başarılar dileriz.
“Şamil İlter, Mehmet Ünal, Mustafa Tüfekçi, Ala Akagündüz.” (Halkın Sesi, 8.7.1975)
Toprak-İş Sendikası eski genel başkanı Mehmet Ali Öztürk de aşağıdaki çağrıyı yayımladı:
“Bütün Demokratik Kuruluşlara Çağrı,
“Sendikamız Toprak-İş Yönetim Kurulu üyeleri Şamil İlter (Başkan), Mustafa Tüfekçi, Mehmet Ünal Öncül, Ala Akagündüz 1 Haziran 1975 Salı günü tutuklandılar. Tutuklama gerekçesi, tarım işçilerinin haklı taleplerine önderlik etmeleri ve onların ortak menfaatlerini savunmalarıdır.
“Arkadaşların serbest bırakılmasını sağlamak üzere yurt çapında harekete geçelim.
“Yurtseverler, demokratlar göreve!
“Yaşasın tarım işçilerinin haklı direnişi!
“Kahrolsun zulüm ve zorbalık!
“Toprak-İş Sendikası eski Genel Başkanı Mehmet Ali Öztürk” (Halkın Sesi, 8.7.1975)
Halkın Sesi Dergisi, 5.8.1975 tarihli sayısında, Toprak-İş Sendikası yöneticilerinin yargılandıkları davada duruşmada yaşananları aktardı:
“Sazlıköy toprak işçilerinin direnişini yönettikleri için tutuklanan dört sendikacının duruşması 29 Temmuz günü Söke’de yapıldı. Savcı, Toprak-İş yöneticilerinin, direnen Sazlıköylülerin yerine çalıştırılmak istenen işçileri tehdit ettiklerini iddia etti. Toprak-İş Sendikası Başkanı Şamil İlter, savcıya şöyle cevap verdi:
“’Aslında bu iddia Hilmi Fırat’ın ve adamlarının kafasından çıkmıştır. Şimdiye kadar köle muamelesi yapılan........
