Arjantin, palyaço Milei, ultra liberalizmin iflâsı!
Mustafa Özgür Sancar yazdı…
Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’nun son derece isabetli bir tespiti var: ”Ciğerlerin havaya gereksinimi olduğu gibi, Kuzey Amerika ekonomisinin de Latin Amerika madenlerine gereksinimi vardır.”
Sarih bir gerçek; bugün de geçerli… Venezuela’nın petrolü, Bolivya’nın değerli toprak elementleri, Orta Amerika’nın boksit, manganez, nikel ve kromu Kuzey Amerika’nın doymak bilmeyen midesinin temel besinlerini oluşturuyor.
O nedenle Maduro’yu kaçırıyorlar, Peru ve Kolombiya seçimlerine hile karıştırıp, kendileriyle tam uyumlu hükûmetler oluşturuyorlar.
NEW ENGLAND PARADOKSU
Kuzey’in New England’ında 13 koloni şanssızlık girdabında yüzüyordu; Anglosakson eksenli bir dünya kurulmuştu; fakat geldikleri yerde ne altın ne gümüş ne de sanayî kurabilecekleri değerli madenler bulunuyordu. Bununla birlikte yoğun emeği karşılayacak yerli yerleşimleri ve verimli tropikal topraklar da mevcut değildi. Oysa daha güneyde İspanyol ve Portekizliler önemli köle işgücüne sahiplerdi. Antiller ve diğer bereketli tropikal topraklarda, İspanyollar şeker, kahve, tütün, pamuk, çivit ve terebentin zenginliğini yaşıyorlardı.
KITA AVRUPASI KORSAN OYUNLARI İLE OYNARKEN KUZEY AMERİKA DAHA SALDIRGANLAŞIYOR
Batılı rakip sömürücüler Fransa, İngiltere ve Hollanda, korsanlığı bir devlet kurumu hâline getirerek, paraya bağladıkları profesyonel korsanlar aracılığıyla derin okyanus sularında İspanyol ve Portekiz nakliye gemilerini yağmaladılar. Böylece İspanya imparatorluğu Latin Amerika’dan topladığı zenginliğin yüzde 80’ine varan bölümünü okyanusta kaybediyordu.
Kuzey Amerika’da yeni dünya kurmaya çalışan İngiliz ve diğer Avrupalı göçmenler için ise böyle bir seçenek bulunmuyordu; onlar doğrudan işgâl yoluna gittiler; işe Latin Amerika’nın kuzeydeki ülkesi Meksika’nın Colorado, Teksas gibi geniş topraklarını alarak başladılar, 200 yılı aşkın süredir fîili işgâl ve müdahale, izolasyon, baskı politikalarıyla Yeni Dünya’nın (Latin Amerika) zenginliklerini sömürmeye çalışıyor. Küba’ya yönelik insanlık dışı ambargo bunun en güncel örneği…
Son olarak Kolombiya ve Peru’da ortaya çıkan neoliberal hükümetler Kuzey Amerika’nın Kıta üzerindeki hegemonik baskısının ürünü… Güney’in en büyük ikinci ülkesi Arjantin’in son bir yılda yaşadığı ekonomik ve siyasal gerilim, konuyu anlamamızı sağlayan bir laboratuvar ortamı niteliğinde…
ULTRA LİBERAL BİR PALYAÇO: JAVIER MILEI, HEGEMONYA (RIZA ÜRETİMİ)
Daha önceki pek yazımda Arjantin devlet başkanı Javier Milei’yi payaso (palyaço) olarak nitelendirmiştim.
Palyaçolara saygı duyarım; ancak burada yaptığım tanımlama Milei’nin bir devlet insanı niteliğinden çok uzak davranışlarıyla ilgili… jest ve mimikleri bir devlet adamından ziyade bayağı bir komedyene benziyor.
Onu Trump’ın peşinden koşarken, Netanyahu ve diğer siyonistlerin ayaklarına kapanırcasına ellerine sarılırken ya da İspanya kralı VI. Felipe’nin karşısına el pençe dururken görebilirsiniz.
Milei, neoliberalizm’in sınırlarını bir hayli zorladı, artık bir ultra liberal. Bunun Arjantinlilere maliyeti kitlesel fakirleşme olarak ortaya çıktı. Son günlerde ülkede ”ay sonunu getiremiyoruz” tartışması yapılıyor. O bunu söyleyen milyonlarca Arjantinli ile dalga geçiyor; yalan söylediklerini imâ ediyor. Oysa rakamlar, alım gücünün ışık hızıyla irtifa kaybettiğini kapanan büyük ve orta ölçekli şirketler ile işletmelerin baş döndüren bir istatistikle çoğaldığını ve ülkenin bir işsizler ordusuna dönüştüğünü gösteriyor.
BEYAZ SARAY POLİTİKALARI VE ‘AY SONU GELMİYOR’ TARTIŞMASI
Milei, Beyaz Saray politikaları ile tam uyumlu olmak........
