Kentin Politik Tasarımı kitabına dair: “Kendi düşen köyler, kentler ağlamaz”
Tepeden tırnağa ranta batmış, betona boğulmuş, paraya teslim olmuşken ve insanı yok eden makinelere dönüşen kentlere bakınca, “kendi düşen kentler, köyler ağlamaz” diyen Can Yücel’e hak vermemek elde değil. Can Yücel’in hangi bağlamda yazdığı ayrı bir konu; ne derler, hikmetinden sual olunmaz. Biz bu çilingir dizeyi biraz kendi derdimize yontuyor ve durumdan vazife çıkarmaya çalışıyoruz sadece. Eğer şairin o günkü derdi bizim bugünkü derdimizle örtüşüyorsa, şunu da not etmek gerekir: Bu dizenin yer aldığı şiir “Belkim bir kertenkeleyim”, 1973 yılında yayımlanan Sevgi Duvarı’nda yer alıyordu. Yani o yıllarda ne kentler bugünkü kadar çirkindi ne de “düşmenin” olumsuz sonuçları suratımıza sille gibi inmişti.
“Üç ev görsek bir şehir sandığımız” günlerdi. Hatta o üç evi biz yapıyorduk. Nasıl ki Gezi’de “mesele üç ağaç” değildi, o zaman da öyleydi, mesele üç ev değildi. Örneğin 68 devrimcileri tarafından inşa edilen Zap Suyu üzerindeki köprünün anlamı da üç beş köylünün günlük ihtiyacıyla mı sınırlıydı? Hiç sanmam. Evler, ağaçlar, köprüler yeni bir yaşam iradesinin simgeleriydi. Fatsa örneğin. Fatsa’da olup bitenler sokakları imece usulü çamurdan kurtarmakla mı özetlenecekti. Haksızlık olmaz mıydı?
Bakın bunlar çatışma noktalarıdır. İki gücün göğüs göğüse geldiğini ve birisinin yenildiğini anlatır. Bir bakıma memleket solunun öyküsüdür. Hatırlayın: Zap’ın köprüsünü inşa edenler, Fatsa’yı çamurdan kurtaranlar ve yoksulları başlarını sokacağı “iki oda bir sofa” eve kavuşturanlar öldürülmüş, cezaevine atılmış, darağacına çıkartılmıştır. Daha yakın tarihte, Gezi’de, kesilmesin diye ağaçların gövdesine sarılanların maruz bırakıldığı muamele hafızlarımızdaki sıcaklığını korumaktadır. Bu ülkede tahammülsüzlük “sürekli iktidar refleksi” halindedir. “Sürekli iktidar refleksi” yeni bir yaşamın, yeni bir yaşam kurma iradesinin görünür kılındığı pratikleri yaratanları derdest etmekle mükellef kılmıştır kendisini. İşin doğası budur.
Evet sonra düştü kentler. Fatsa düştü........
