Lütfen sessiz olur musunuz? Lütfen.
Doktorun odasındaki bekleme yerinde oturuyorum. Oysa ben şu anda evimin salonunda olmak istiyorum. Karım kanepede uzanmış. Pembe geceliğinin önü iyice açılmış. Şehvet uyandıran baldırları görünüyor. Şiir yazıyor. Karımın yılda iki kez şiir yazdığını size söylemiş miydim?
İçkim bitiyor. Bir tane daha alıyorum. Gelip yeniden koltuğuma gömülüyorum. Bir sigara daha yakıyorum. Karım uzandığı kanepede şiir yazıyor. Söylemiş miydim? Karım yılda iki kez şiir yazar. Geceliği iyice sıyrılmış. Sigara yakıyorum. Televizyona bakıyorum.
Televizyonda dünyanın çeşitli yerlerindeki katedraller gösteriliyor. Paris’teki o ünlü katedral, göğe doğru uzanan ürkütücü kuleleriyle ekranı kaplıyor. Kamera içeriye giriyor. Bu kez tavanı ve duvarları kaplayan freskler çıkıyor ortaya. Fresklere bakarak içiyorum. Karım şiir yazıyor. Yılda iki kez şiir yazar. Geceliğinin önü iyice açılmış.
Bir keresinde bizim eve kör bir adam geldi. Birkaç gün bizde kaldı. İlk gece kanepede oturdu. Karım da aramıza yerleşti. Karım şiir yazdı. Geceliğinin önü açıldı. İçki içtik. Zincirleme sigaralar yaktık.
Televizyon katedralleri gösterdi. Karım yatmaya gitti. Biz kör adamla içki içtik. Sigara yaktık. Televizyona baktık. Ben kör adama katedralleri anlattım. “Hadi resmini çizelim” dedi bana. Bir kesekağıdını açıp düzelttim. Kör adam benim elimi tuttu. Ben kağıda bir katedral çizmeye koyuldum. Kör adam da benim elimi tutarak, benimle aynı hareketleri yaptı. Önce eve benzeyen bir kutu çizdim. Sonra tepesine bir çatı kondurdum. Çatının her iki ucuna sivri kuleler çizdim. Elimi sıkı sıkıya tuttuğu için bütün bunları kör adam da çizmiş oldu. Kör adamla katedraller çizdik. İçki içtik. Sigara tüttürdük. Karım uyudu. Kör adamla birlikte içi fresk kaplı katedraller çizdiğimizi görmedi. Müthiş bir geceydi…
Biraz sonra doktor geldi. Yüzü asıktı. Elinde birkaç röntgen filmi vardı. Başını iki yana salladı. Filmleri bana verdi. Doktora teşekkür ettim. Elini sıktım. Eve döndüm.
Koltukta sigara ve içki içtim. Televizyona baktım. Katedralleri gösteriyordu. Karım üzerinde kısa bir pembe gecelikle gelip koltuğa uzandı. Şiir yazmaya başlamadan önce “doktor ne dedi” diye sordu. Yeni bir sigara yakarak, bir bardak içki daha doldurarak ve televizyona bakarak karıma cevap verdim. ‘Durum iyi gözükmüyor dedi / durum kötü gözüküyor dedi gerçekten kötü / otuz iki tanesini saydım onların dedi / bir ciğerin üzerindesaymaktan vazgeçmeden önce / ben memnun oldum dedim bilmeyi istemezdim / ondan daha ne kadar fazla olduğunu orada / yerimden zıpladım ve elini sıktım bu adamın’…
“Kısa hikayeler........
