menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni Türkiye'nin Ekonomi Politikası: İnşaatçı Ve Madenci Yağması

44 0
11.04.2026

Eski ve Yeni Türkiye kavramları yeni ve ayrı bir tartışma konusu. Şimdilik geçelim. Eski Türkiye'de her şey merkezi hantal devlet ve merkezi bütçeye aitti. Adeta yarı komünist bir devlet vardı. Her şey devletten beklenirdi. En basit inşaatlar, yollar, köprüler yapılamaz ya da yapılanlar yıllarca sürerdi. Bütçe ne kadarsa o kadar yapılırdı. Yolsuzluk da ancak bu bütçe ve kısıtlı işler çapında, dar bir kesim arasında olurdu. Ayyuka çıkan yağma, talan olamazdı. Olsa bile duymazdık. Halk vergi, askerlik, polis, jandarma, itaat dışında devleti bu işlerde çok görmezdi. Bayındırlık, geçim işleri kadere ve doğaya terkedilmişti. 

Çok toplayan, fakat az iş yapan devlette epey mal mülk, rant birikti. Toplum kırsaldan şehirlere aktıkça dünyayı tanıdı, uyandı ve devletin iş yapmadığını gördü. Artık efendi devlet değil, hizmet eden devlet istiyordu. Yeni taşra politikacıları bu durumu gördü ve işe el koydu.Sonra "özelleştirme", "yap işlet devret", "49 yıllığına kirala", "uygun kredi, teşvik bul" ya da  "kitabına uydur el koy" gibi yöntemler keşfedildi ve devletin elindeki her şey el değiştirmeye başladı. 

Devlet değişiyor ve yerel belediyeler dahil birer "hizmet" örgütüne, işletmeye dönüşüyor. Fakat bu dönüşümün hukuki mevzuatı ve bunun denetim mekanizmaları yerinde sayıyor, hatta tam tersi istismara, yağmaya açık hale getiriliyor. Türkiye'nin her yeri bir anda şantiyeye dönmüş vaziyette. 

Yollar, köprüler, tüneller, viyadükler, konutlar hızla yapılıyor hatta inşaat şirketlerimiz Türkiye dar geldiği için dışa açılıyorlar. 

Son yıllarda inşaat işleri........

© Fikir Coğrafyası