menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ruh hastası olmayı hak ediyor musunuz?

47 0
19.07.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Ruh sağlığı krizi terimi COVID-2019 pandemisi sonrasında dilimizde ve hayatımızda yer aldı. Ruh sağlığının yerinde olmadığını düşünenlerin, ya da kaygı, tasa veya gerginlik duygularının hayatlarının çoğu zamanını aldığını söyleyenlerin oranı giderek arttı. Kendine zarar verici davranışlarda bulunanların, canına kıyma girişiminde bulunup hastane acil servislerine gelenlerin sayısı ve oranında da benzer artışlar gözlendi. Örneğin, Yazkan ve arkadaşları ile hastanelerin salgından etkilenen COVID hastalarına göre düzenlendiği ve çocuk/ergen psikiyatrisi hizmetlerinin daraldığı o dönemde yaptığımız bir çalışmada, başvuruların neredeyse tümünü pandemiyle eşzamanlı ağırlaşan duygu ve davranış düzenleme problemleri oluşturmaktaydı. İlaç tedavisi gereken durumlar önplana çıkmış, sık ve yüzyüze teması daha çok gerektiren müdahalelerde (o sıradaki telesağlık düzenlemelerine de bağlı olarak) azalma bildirilmişti. Kendine zarar verici davranışların, canına kıymayı amaçlamaksızın ya da intihar amaçlı pek ayrım göstermeksizin artışına çokça tanık olduk. Özellikle ergen ve genç kız olarak adlandırabileceğimiz 12-13 yaş üzeri toplumsal kesimde ruhsal zorlanma, tanımlanmış ve tedavisi sürmekte olanlar dışında daha önce ruh sağlığında bir bozulma belirtmemiş olanları da kapsamına alıverdi. O dönem hastane acil servislerinde COVID vakaları dışında ruh sağlığı zorlanmaları, hele pandemi biraz yatışınca daha da belirgin bir artış gösterdi.

Okurlarımız arasında pandemi oldu bitti, geldi geçti, unutalım gitsin diyenlerin çok olduğunu tahmin ediyorum. Ama biraz daha dayanın, pandeminin sebep olmasa da belirginleştirip yaygınlaştırdığı kanısında olduğumuz "ruh sağlığı krizi" bizimle. Özellikle genç olarak tanımlanan, üst yaş sınırını 25-28 hatta 30 olarak koyabileceğimiz gruptaki bildirimler ve klinik ortamlardaki deneyimler krizin bir yere gitmediğini düşündürüyor.

Nitekim, bu yazıda ruh sağlığı krizini ele alırken didiklemek için seçtiğim John Burn-Murdoch (JBM, Financial Times, FT; 11/7/2026) makalesinin girişinde son on yıl içinde başta otizm, DEHB/ADHD ve anksiyete olmak üzere ruh sağlığı problemlerindeki ve engellilik/yeti yitimi bildirimlerindeki tırmanışa işaret ediyor. Hemen ardından 6 ayrı ülkeden sunduğu grafiklerde ise, kendine zarar verici davranışlar (çok büyük bir kısmını intihar girişimlerinin oluşturduğunu tahmin edebiliriz) nedeniyle hastaneye yatırılan 15-24 yaş arasındaki kadın cinsiyetinden olan gençlerin sayısında son 10 yıl içerisinde çarpıcı bir artış olduğu (1.5-2 katına çıktığı) görülüyor. Sosyal medyadaki güvenilir bilgi kaynaklarını izleyen, ya da çevresine şöyle bir bakan kişiler için buraya kadar........

© Birgün