Temel şeyler geçerlidir
2026 yılının dünya siyaseti açısından dönüm noktası mahiyetinde gelişmeler taşıyacağı öngörülüyordu. Ancak daha birkaç gün içinde Suriye’de kısmi de olsa çatışmalı bir sürece girilmiş olması, İran’da yaşanan kitlesel gösteriler, ABD ve AB arasındaki çatlağın sadece Rusya-Ukrayna savaşı eksenini de aşarak Grönland’a askeri bir müdahale tartışmalarına taşınmış olması gibi gelişmeler yılın geri kalanında bizi nelerin beklediğini açık bir şekilde göstermekte. Bütün bu gelişmeler içerisinde en çok tartışılan konu ise, hiç kuşkusuz, ABD’nin açık bir haydutluk eylemiyle Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini kaçırması oldu.
Henüz pek çok noktanın ve eğilimlerin netleşmediği bu sürecin nereye evrilebileceği üzerine kimi zaman birbiri ile çelişen pek çok yorum yapılmakta. Olağanüstü bir manipülasyon ve propaganda kampanyasının yürütüldüğü için dikkatli yorumların zorunlu olduğu konu ile ilgili dünya emperyalist sisteminin yapısal dinamiklerini dikkate alan kısmi bir değerlendirme yapmak yine de mümkün görünmekte.
II. Dünya Savaşı sonrası şekillenen dünya siyasal sisteminin emperyalist hegemonyayı tahkim eden NATO, BM, DSÖ gibi kurumlarının dahi tartışma konusu olduğu bir altüst oluş içinde olduğumuz aşikar. Uzun uzadıya bir tarihçe vermeye gerek yok. Dünya emperyalist sistemi günümüzde beş temel alandaki tekelci kontrol üzerinden bir hegemonya tahsis ediyor; kitlesel imha silahları, kitle iletişim araçları, teknolojik üretim, dünya finansal sistemi ve enerji kaynakları başta olmak üzere doğal kaynaklar üzerindeki tekelci kontrol.
Çin’in sembolize ettiği ancak onunla da sınırlı olmayan kimi ülkelerin, teknoloji üretiminde, Swift başta olmak üzere uluslararası finansal sistemde, sosyal medya vb. kitle iletişim araçlarında ve en nihayetinde doğal kaynaklara erişim........
