Ustam ve atölyem; mavi kart ve acılı menemen
1980’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdiğimde, Süleyman hocanın Grafik Bölümü’nde kurduğu özgün baskı atölyesi, ilk atölyem oldu. O zamanlar Osman Hamdi Bey Salonu’nu geçer geçmez, sol baştaki küçük odadaydı bu atölye. Özgün baskıya olan tutkum da, bu küçük odada Süleyman hocanın ustalığını izleyerek başladı. Atölye üç kişi içeri girse kımıldayacak yer kalmayacak kadar dardı. Ama o olanaksızlıklara rağmen ne işler yapmıştık!
Atölyedeki ilk zamanlarımızda, Süleyman hocanın gösterdiği farklı baskı tekniklerini birbirine karıştırmıştık. Zamanla serigrafi tekniğini öğrenmenin verdiği güven, Süleyman hocaya hiçbir zaman itiraf edemediğim bir işi de yapmama neden oldu. 12 Eylül darbesinin hemen sonrasında Akademi’yi kazanıp kaydolmuştum. Darbe koşullarında burslarımız gecikmişti, zaten verilen para da pek azdı. O sıralar İETT otobüslerindeki indirimli abonman kartlarının aylık mavi kart kuponlarının elle çoğaltıldığını ve kötü kopyaların yakalandığını duymuştuk. Tasarımı basitti ve bunları serigrafiyle çoğaltmak kolay görünüyordu. Bir tek Süleyman hocaya yakalanma riski vardı!
Gözümüzü karartıp birkaç kupon bastık ve ihtiyacı olan arkadaşlara dağıttık. Bu iş birkaç ay sürdü. Sonra burslar gelmiş, küçük işlerden para kazanmaya başlamıştık. Ama en çok da Süleyman hocaya........
