menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karakter Güçlerinin Ardında Ne Var?

13 0
18.09.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Karakter Güçlerinin Ardında Ne Var?

İnsan karakterini konuştuğumuzda çoğu zaman sabırdan, merhametten, adaletten, dürüstlükten, cesaretten ya da şükrandan söz ederiz. Psikoloji de son yıllarda bu özellikleri yalnızca ahlaki idealler olarak değil, insanın yaşamını ve ilişkilerini biçimlendiren karakter güçleri olarak ele almaya başladı. Bu önemli bir kazanımdır. Ancak karakter güçleri üzerine düşündükçe şu soru zihnimizi kurcalamaya başlıyor: İnsanın karakterini sahip olduğu karakter güçleri üzerinden anlamak yeterli mi?

Çünkü insanın karakteri boşlukta gelişmez. İnsan bir anlam ve değer dünyası içinde yaşar; neyi değerli bulduğu, ne uğruna çaba gösterdiği ve kendisini neyin karşısında sorumlu hissettiği, karakterinin oluşumuyla yakından ilişkilidir. Ayrıca insan kendisini başkalarıyla ilişkilendirdiği gibi vicdanıyla ve bazı durumlarda kendisini aşan bir gerçeklikle de ilişkilendirir. Bu durumda karakter güçlerinin hangi kaynaklardan beslendiği meselesi önemli hale gelir.

Karakter özelliklerimizin gelişmesine katkı sunan, onları besleyen ve kişiliğimizin kalıcı parçaları hâline gelmelerinde rol oynayan kaynaklardan biri din ve maneviyattır. Dolayısıyla din ve maneviyatın, karakter güçlerinin gelişimindeki psikolojik rolünü ele almak elzemdir.

Önceki yazımızda pozitif psikolojinin insana dair açtığı kapıdan girmiş ve karakter güçleri yaklaşımının, insan karakterindeki olumlu kapasiteleri sistematik biçimde ele alarak önemli bir kavramsal zemin oluşturduğunu ifade etmiştik. Peterson ve Seligman’ın (2004), farklı kültürel, felsefi ve dinî geleneklerde değer verilen karakter özelliklerini ortak bir sınıflandırmada buluşturarak karakter araştırmalarına önemli bir çerçeve kazandırdığını vurgulamıştık.

Bu çerçeve bize önemli ölçüde hangi karakter güçlerinden söz edebileceğimizi göstermiştir; ancak bu güçlerin nasıl geliştiği sorusu hâlâ ortada durmaktadır.

İnsanın dinî ve manevi yaşantıları bu gelişimin neresinde bulunmaktadır?

Bu soru, karakter güçleri ile din psikolojisi arasında doğal bir kesişim alanı oluşturmaktadır.

Çünkü dinî ve manevi yaşantılar yalnızca insanın kendisini iyi hissetmesiyle ilgili değildir. İnanç, ibadet, dua, tefekkür, kutsalla ilişki, dinî topluluk, ahlaki sorumluluk ve dinî başa çıkma gibi yaşantılar insanın dünyayı nasıl anlamlandırdığına, neyi değerli gördüğüne ve kendisini hangi amaçlara adadığına ilişkin daha geniş bir çerçeve sunabilir (Hill & Pargament, 2003; Pargament, 1997).

Bu nedenle dini yalnızca iyi oluş üreten bir değişken olarak görmek, onun karakter açısından taşıdığı anlamı eksik bırakır. Dinî gelenekler aynı zamanda insana hangi davranışların doğru veya yanlış kabul edildiğine, bireyin kendisine ve başkalarına karşı hangi sorumlulukları taşıdığına, güçlükler karşısında nasıl bir tutum geliştirebileceğine ve hayatını hangi daha büyük anlam çerçevesi içinde değerlendirebileceğine ilişkin bir değer sistemi sunabilir.

Bu noktada din ile maneviyat arasındaki ilişkiye de dikkat etmek gerekir. Dinî yaşantıyı maneviyattan bütünüyle ayrı ve karşıt bir alan olarak düşünmek yerine, ikisi arasındaki etkileşimi dikkate almak daha açıklayıcı görünmektedir. Dinî gelenekler, insanların aşkınlıkla ilişkilerini kurmalarına; anlam, değer, sorumluluk ve ahlaki yönelimlerini biçimlendirmelerine imkân sağlayan önemli yapılardır. Dolayısıyla dinî inanç ve pratikler insanın yalnızca neye inandığını değil, nasıl yaşaması gerektiğine ilişkin düşüncelerini de etkileyebilir.

Pargament’in (1997) dinî başa çıkma yaklaşımı, dinin stres, kayıp ve kriz gibi durumları anlamlandırma ve bunlarla baş etme süreçlerinde önemli bir kaynak olabileceğini........

© Akademik Akıl