Nakkaşın meselesi sûretin varlığı değil, onun hangi nazarla kurulduğudur
Nakkaşın meselesi sûretin varlığı değil, onun hangi nazarla kurulduğudur
Kamuran Çınar’ın levhasını okurken ağaçtaki yuvanın birlik ile çokluk bahsine yeni bir mertebe eklediğini, gövdedeki çokluğun birliğin içinde muhafaza edildiğini ama yuvadaki çokluğun henüz teşekkül etmekte olduğunu söylemiştik.
Zira orada tamamlanmış yüzler değil, büyümekte olan hayatlar vardır. Levha bu sayede yalnız bir geleneğin hatırasını değil, geleneğin kendisini yeniden doğurma ve başkalığa izin verme kudretini de görünür kılar. Böylece bize hakim olan düşünce tarz-ı kadimin yeni zamanda yaşaması, yuvanın ağacı aynen çoğaltması değil; ağaçtan beslenen kanatların başka uçuşlara hazırlanmasıdır.
Levhanın nazarla kurduğu asıl ilişkiye gelince... Görmek, gözün önünde bulunan şeyi optik olarak algılamaktan ibaret değildir. Görünen şey kadar ona yönelen nazarın mahiyeti de görme fiilinin içindedir. Levha bize yalnız bir ağacı göstermemekte; bir ağaca, kitaba, yüze, kuşa ve yuvaya nasıl bakılabileceğini de göstermektedir.
Bu, üzerinde ısrarla durduğumuz görmenin terbiyesi meselesinin tam içindedir. Sûret, kendisine bakıldığı anda tüketilen kapalı bir nesne değildir. Nazar sûret üzerinde dolaştıkça sûret başka sûretlere ve nihayet kendi dışındaki mânâlara açılır. Ağaç ile insan, bir ile çok, kitap ile âlem ve âlim, geçmiş ile şimdi ve gelecek, uçuş ile yuva, sûret ile nazar arasındaki münasebeti sormak bizi levhanın hakikatine, sembol arayışlarından daha fazla yaklaştırır.
Bu okumada hiçbir unsur tek başına hüküm sürmez. Kuş yuvayla, yuva ağaçla,........
