menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın hedefleri ve Washington-Tel Aviv hattında derinleşen çatlaklar

21 0
04.06.2026

ABD-İsrail’in İran ile savaşında üç ay geride kaldı. Önlenemeyen ve sulha erdirilemeyen bir savaşın kazanını olmadığı gibi ardından bıraktığı enkaz sadece tarafları için değil tüm insanlık adına yıllarca yeri doldurulamayacak büyük kayıpları beraberinde getiriyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılın yorgun, çatışmacı ve kaotik ikliminde insanlığın ve kurumların siyasi hedefleri her ne olursa olsun savaşı ve onun yarattığı yıkımı kaldıramadığı ortada. Her ne kadar politikanın başka araçlarla devamı olarak teorize edilse de meşru zemini olmayan hiçbir savaşın nihai ve mutlak kazanının olmadığına yakın tarihimizde birçok kez şahitlik ettik. Ve bugün her savaşta olduğu gibi en fazla atıfta bulunulan Clausewitz’in -savaşın tek başına bir amaç değil bilakis siyasi hedeflere ulaşmak için bir araç olduğu- yönünde tercüme edilebilecek sözü tam da bu aşamada yeniden sorgulanmaya muhtaç. Zira dünyanın en büyük ordusuna da sahip olsanız savaşın sizi istenilen siyasi hedeflere ulaştırmada uygun bir araç olmadığı bu kadar çarpıcı bir şekilde kanıtlanamazdı. Yanı başımızda süregelen savaş buna en somut örneklerden biri.


İRAN REHİNE KRİZİ’NDEN BUGÜNE İRAN’I BOMBALAMANIN MALİYETİ

ABD Başkanı Trump ikinci kez başkanlık koltuğuna oturduğu ilk günden itibaren ABD’nin Ortadoğu’daki jeostratejik hedeflerinin İsrail ile bir kader birliğinden geçtiği ve bunu başarmanın tek yolunun da İran’a savaş açmak olduğu konusunda ikna edildi. Trump askeri, istihbari ve diplomatik kadrolarının desteklemediği savaş seçeneğini bir şekilde kullandı ya da kullanmak zorunda kaldı. Bu kararın sebepleri ve bugün itibariyle sonuçları çokca tartışıldı ve önümüzdeki dönemde de artan yoğunlukta tartışılmaya devam edecek. Öyle ki pek de alışık olunmayan........

© Yeni Şafak