Toyota otomobil değil, şirket üretiyordu
Toyota otomobil değil, şirket üretiyordu
Son beş yazıdır güçlü ekonomilerin ortak bir sırrını arıyoruz.
Güney Kore’den Amerika’ya, Silikon Vadisi’nden savunma sanayiine kadar uzanan örnekler bize farklı hikâyeler anlattı. Coğrafyalar, kültürler, siyasi sistemler farklıydı; ancak hepsi aynı devasa gerçeğe işaret ediyordu: Kalıcı kalkınma, tek bir doğru politikayla değil; birbirini besleyen güçlü bir ekosistemle mümkün oluyor.
Bugün ise sizi bir laboratuvara, araştırma merkezine ya da bakanlık koridorlarına değil…
1939 yılında Toyota’nın satın alma ofisine götürmek istiyorum.
1939: BİR SATIN ALMA TALİMATINDAN FAZLASI
Toyota henüz dünyanın en büyük otomobil üreticisi değildi. Çevresinde yalnızca 18 tedarikçi vardı. O gün satın alma biriminin masasına birkaç sayfalık bir metin geldi. İçinde ne bir üretim hedefi ne bir ihracat planı ne de yeni bir model hazırlığı vardı.
Metindeki cümlelerden biri şuydu:
“Bir kez Toyota tedarikçisi seçilen firma kolayca değiştirilmeyecek, performansını yükseltmek için her türlü çaba gösterilecektir.”
Muhtemelen o odadaki hiç kimse, bu cümlenin onlarca yıl sonra Japon sanayisini anlatan kitaplarda altın harflerle örnek gösterileceğini bilmiyordu. Çünkü o gün bu yalnızca sıradan bir satın alma talimatı gibi görünüyordu.
Oysa gerçekte… Bir sanayi kültürü doğuyordu.
SATIN ALMA MI, SANAYİ İNŞASI MI?
Burada hikâyeyi bir an durduralım.
Bugün Türkiye’de büyük bir sanayi kuruluşunun satın alma müdürüne, “Kalite sorunu yaşayan tedarikçinizi değiştirmeyin. Onu geliştirin” deseniz nasıl karşılanır? Muhtemelen ilk cevap şu olur: “Neden uğraşalım? Daha iyisini buluruz.”
İlk bakışta bu yaklaşım oldukça rasyonel görünüyor. Çünkü biz satın almayı çoğu zaman en uygun fiyatı bulma işi olarak görüyoruz. Toyota ise satın almayı başka türlü tanımlıyordu. Onlar için satın alma müdürü yalnızca parça almıyordu; sanayinin geleceğini inşa ediyordu.
Bu düşüncenin gerçek anlamını ise on yıl sonra göreceğiz.
1949: TOYOTA BİR ŞİRKET........
