Yanlışa yanlış demek halen de suç!
Tepkiler üzerine yeniden açıklama yapmış:
“Gavur kelimesini kullanmakla dinden çıkmayı değil de dinden uzaklaşmayı, o da sadece bir açıdan, ve neredeyse bütün aklı başında kadınların şikayetçi olduğu çıplaklaşmayı kastetmiş olsam da maksadını aşan bir ifade olduğu veya yanlış anlaşılmaya müsait olduğu açıktır. Özellikle Rize’yi kastetmediğim yazıda çok belirgindi. Zira yanlış anlaşılmaya müsait olan o kelimenin çıplaklaşma şeklindeki içeriği Türkiye’nin her sathında bulunmaktadır. Bu durumun salt siyasetle de alakası yoktur. Siyasetçiler kendilerine düşeni yapar. Sorun esasen toplumun sorunudur. Bu durum Müslüman bir birey olarak içimi kanatmaktadır. Ne yapılacağını da doğrusu bilmiyorum. En azından bunu dile getirme hakkımızın korunması gerektiğini düşünüyorum.”
Bu açıklamalardan; ezanın şeairden oluşu ve verdiği garazsız nasihat/ders hususunda Hocanın ek okuma yapması gerektiği anlaşılıyor. Bu ayrı mesele.
Ama açıklamasındaki son cümlesi ilgi alanımızda. Zira Rektörlük idarî soruşturma açmış.
“Merak etmeyin, korurlar, ceza vermezler” demek meseleyi çözmüyor. Önemli olan soruşturmanın sonucu değil, bunun kamuoyunda meydana getirdiği korkutucu ve susturucu etki.
Her başörtülü hakikaten dindar olmadığı gibi her açık saçık da bunu ahlâksızlığın bir gereğidir diye yapmayabilir. Ama ahlâksızlığın ve fuhşun kıyafet tercihi ile ilişkisinin olmadığını düşünmek için saf olmak yetmez. İran’da da Amerika’da da…
Eskiden başörtüsü yasaklanmaya çalışılıyordu, başörtüsünü müdafaa etmek en azından disiplin suçu sayılabiliyordu.
Henüz doçentken yaşadığımız bir örnek: Kanunsuz başörtüsü yasağı döneminde, Prof. Dr. Kadri Yamaç’ın içinde........
