Al Capone’u vergi yakaladı: Aynı yöntem fon skandalında da kullanılabilir mi?
Cinayetler, kaçak içki, kumar, rüşvet ve organize suç… Amerikan devleti yıllarca Al Capone’un peşindeydi. Ama onu uzun yıllar hapse gönderen suç bunların hiçbiri olmadı. Al Capone’u vergi yakaladı.
Bugün 7 Ekim.
Bundan tam 95 yıl önce, 7 Ekim 1931’de Chicago’da Amerika’nın en ünlü gangsterlerinden Al Capone’un vergi kaçakçılığı davasının ikinci günüydü. Dava bir gün önce, 6 Ekim 1931’de başlamıştı. 7 Ekim günü ise savunma, seçilmiş jüri üyelerinden birinin verdiği cevapların doğruluğuna ilişkin ciddi bir itiraz ileri sürdü.
Ancak Al Capone ile vergi idaresi arasındaki hikâye o gün başlamamıştı.
1920’li yılların Amerika’sında alkollü içkilerin üretim, satış ve taşınmasının büyük ölçüde yasaklandığı “Prohibition” dönemi yaşanıyordu. Yasak, bir taraftan içki tüketimini engellemeye çalışırken diğer taraftan devasa bir yasa dışı pazar yaratmıştı. Al Capone da özellikle Chicago’da kaçak içki, kumar ve diğer yasa dışı faaliyetlerden büyük gelir elde eden suç örgütünün başındaki isim hâline gelmişti.
Federal makamların sorunu şuydu: Capone’un adı çok sayıda ağır suçla birlikte anılmasına rağmen bunları mahkûmiyete yetecek delillerle ona bağlamak kolay değildi. Federal hükümet bunun üzerine başka bir yol izledi.
Parayı takip etti.
ABD Hazine Bakanlığına bağlı Bureau of Internal Revenue’nun Intelligence Unit birimi Capone’un gelirlerini araştırmaya başladı. Daha sonra hazırlanan resmi rapora göre Capone, iddianame kapsamındaki yıllarda hiç gelir vergisi beyannamesi vermemiş ve elde ettiği gelirler üzerinden vergi ödememişti. Üstelik işini zorlaştıracak biçimde banka hesabı ve düzenli ticari kayıtları da bulunmuyordu; işlemlerinin önemli bölümü nakit üzerinden gerçekleştiriliyordu. Bu nedenle devletin vergi dosyası büyük ölçüde tanık ifadeleri, para transferleri, kumar faaliyetlerine ilişkin kayıtlar ve Capone’un gelirine ilişkin kendi beyanlarının parçalarının bir araya getirilmesiyle oluşturuldu.
İşin hukuken ilginç tarafı ise şuydu:
Gelirin yasa dışı olması, onu vergiden kurtarmıyordu.
Başka bir ifadeyle devlet, “Bu parayı hukuka aykırı yollardan kazandın; o hâlde gelir değildir” demiyordu. Tam tersine, yasa dışı faaliyetlerden elde edilen kazanç da federal gelir vergisinin konusu olabiliyordu.
Nitekim Amerikan Yüksek Mahkemesi daha 1927 yılında United States v. Sullivan kararında yasa dışı içki ticaretinden elde edilen kazancın federal gelir vergisine tabi olduğunu kabul etmişti. Dolayısıyla Capone açısından “Kazancım yasa dışı faaliyetten geliyor” savunması vergi yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyordu.
Devlet Capone’un servetini nasıl ispatladı?
Capone vakasının vergi hukuku açısından belki de en ilginç kısmı burasıdır.
Bir kişinin banka hesabı, düzgün muhasebe kayıtları ve kendi adına kayıtlı önemli mal varlığı yoksa gerçek gelirini nasıl tespit edeceksiniz?
Vergi denetim elemanları Capone’un yaşam tarzını ve para hareketlerini izledi. Kumar işletmelerinin kayıtları, Western Union aracılığıyla yapılan para transferleri, çeşitli ödemeler, tanık anlatımları ve Capone’un harcamaları bir araya getirildi.
National Archives’ın dava dosyasına ilişkin açıklamasına göre savcılık, yargılama sırasında Capone’un yüksek tutarlı harcamalarını ortaya koyarak önemli bir gelire sahip olduğunu göstermeye çalıştı. Aynı zamanda Capone’un federal gelir vergisi ödeme yükümlülüğünün farkında olduğunu ancak bu yükümlülüğü yerine getirmediğini gösteren deliller sundu.
Hatta Capone başlangıçta işi mahkemeye kadar götürmemeyi denedi.
16 Haziran 1931’de vergi kaçakçılığı ve içki yasağına ilişkin suçlamalar karşısında suçunu kabul etti. Capone, bunun kendisine yaklaşık iki buçuk yıllık bir ceza sağlayacak bir anlaşma olduğunu düşünüyordu. Fakat davaya bakan federal yargıç James H. Wilkerson, taraflar arasındaki böyle bir anlaşmanın kendisini bağlamadığını bildirdi. Bunun üzerine Capone suçunu kabul eden beyanından döndü ve yargılama başladı.
Ve takvimler 6 Ekim 1931’i gösterdiğinde Al Capone federal mahkemede vergi suçlarından yargılanmaya başladı.
Ertesi gün, yani 7 Ekim 1931’de, dava devam ederken savunma avukatlarından biri seçilen jüri üyelerinden birinin sorulara dürüst cevap vermediğini ileri sürerek jüriye itiraz etti. Dönemin 7 Ekim tarihli gazeteleri bu gelişmeyi “Capone income tax trial” başlığı altında........
