Üstü çizilmiş kadınlar
28 Şubat birçok boyutuyla anlatılabilir.
Demokratik yollardan seçilmiş bir hükümetin tepeden tırnağa politize olmuş bir ordunun muhtırasıyla alaşağı edilmesi…
“Bu kez silahsız kuvvetler halletsin” komutu…
Kendilerine dokununca “kutuplaştırma”dan yakınan TÜSİAD’ın ve diğerlerinin oluşturduğu “beşli çete”nin muhtıranın “sivil ayağı” olarak militarizme destek vermesi…
Ülkenin başbakanına omuz atan, küfür eden komutanlara “boşalma hakkını kullandı” diyen bir cumhurbaşkanı…
İnsan olmayı laik olmakla özdeşleştiren ve dolayısıyla insan hakları ihlalini ihlal görmeyen bir Anayasa Mahkemesi başkanı…
İrtica ile mücadele adına “bilime ara verilmesini” isteyen rektörler…
Hakimlerin ve savcılara askerler tarafından “irtica tehdidine karşı” toplu brifing verilmesi, bunu “yargı talimat almaz” diyerek reddetmeleri gereken hakimlerin bu talimatı uzun uzun ayakta alkışlamaları…
Orduda Batı Çalışma Grubu gibi yasa dışı odakların, cuntaların kurulması, “adı açıklanmayan üst düzey askeri yetkililer”in sürekli siyasi demeçler verip manşetlerden hükümeti tehdit etmeleri…
Hükümetin yıkılmasıyla kazanılan zaferin ganimeti olarak ülkenin yağmalanması, geri alınamayacağı bile bile verilen kredilerle bankaların batırılması, “mevzuat garantisi“ ile sonra onun maliyetinin de halka yüklenmesi ve 1999 krizi ve esnaf intifadası ve iki büyük ekonomik çöküş, yazar kasa atılması, iflaslar ve intiharlar…
Üniversitelerde “çağdaş giysi” giymeyen eşe sahip öğretim üyelerinin jandarma belgesiyle rektörlere ihbar edilmesi…
Üniversite kütüphanesine “Sofi’nin Dünyası”nı aldıran öğretim üyesinin “irticai kitap” sanılarak soruşturma açılması gibi trajikomik olaylar…
Yargının çocuğuna “irticai isim” koyan öğretim üyesinin üniversiteden atılmasını hukuka uygun bulması…
Eşi başörtülü olduğu için YAŞ kararlarıyla savunma hakkı dahi tanınmadan ordudan atılan subayların durumu, sonrasında onlara iş verilmemesi için belediyelerde de istihdam edilmelerinin engellenmesi, açlığa ve sivil ölüme mahkum edilmeleri, bu yüzden ailesini geçindiremeyip intihar edenlerin varlığı…
Sırf İmam Hatipli öğrencilerin önünü kesmek için üniversiteye girişte katsayı uygulaması, bütün meslek liselerine katsayı dayatmasıyla yıllar içinde milyonlarca üniversite sınavında daha fazla soruyu doğru cevaplamasına rağmen puanlarının düşürülmesi, kazanılmış haklarının ellerinden alınması, geçiş yaparak kurtulmamaları için geçişlerin de engellenmesi, onların ve prestijli bölümlerde öğrenim görebilmeleri ve bambaşka bir kariyer yapabilmeleri mümkünken üniversiteye dahi girememeleri…
Başörtülü kadınlara eğitimde ve çalışma hayatında ayrımcılığa karşı her yasal düzenleme çabasının CHP tarafından Anayasa Mahkemesine, Danıştaya götürülerek iptal ettirilmesi (Son olarak 2010’da Danıştay’ın yapısı değiştirildiğinde ve katsayı kaldırıldığında dahi son bir kez şansını deneyip yine de iptal için kararı Danıştay’a taşıması)…
ABD terörü ve rızanın çözülüşü
Yüz yıllık düğümü çözme yolunda cesur adım Devlet Bahçeli’den geldi
Göç yönetiminden dış politikaya konuşulması gerekenler: Alisher Tursunov’un iadesi ne anlatıyor?
YÖK’ün anlamlı bir gerekçe göstermeksizin doktora yapan öğrencileri........
