Kapadokya’dan Amasya’ya gezi notları
Daha önceki gezi notlarında farklı rotalar oluşturarak gezmeyi sevdiğimizi anlatmıştım.
Bir gezi firmasının turuna katılarak gezmek belki çok büyük rahatlık ama onun da bazı sakıncaları var. Ne istediğiniz yerde yiyip içebiliyorsunuz ne de istediğiniz yeri istediğiniz sürede gezebiliyorsunuz. Firmanın ve rehberin belirlediği rotada ve yerlerde durup onların belirlediği sürelerde gezebiliyorsunuz.
Neyse herkesin kendine göre tercihleri olabilir ve bu son derece doğal. Biz kendimize göre farklı rotalar oluşturarak bireysel olarak gezmeyi tercih ediyoruz. Bu rotamızı oluştururken birbirine yakın illeri tercih ettik. İzmir’den başlayan yolculuğumuzda önceliğimiz Kapadokya-Nevşehir ve çevresiydi. Hadi oraya kadar gitmişken Kayseri’yi, Sivas’ı ve Tokat’ı da görelim dedik. Tokat’a kadar gitmişken de Amasya görülmeden gelinmez dedik ve böylece yaklaşık 15 gün süren bir geziye çıkmış olduk.
Şimdi sırasıyla buralarda gezilip görülmesi yerlerden ve yörenin tanınmış yemeklerinden bahsetmek istiyorum.
İlk durağımız Nevşehir oldu. Çünkü Nevşehir’i merkez olarak alırsanız çevresinde çok fazla gezilecek yer var ve hepsi birbirine çok yakın. Bir zamanlar adı Muşkara köyü olan ve Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamlığı sonrası gelişerek Nevşehir adını alan kent merkezinde öyle gezilecek çok fazla yer ve tarihi eser yok. Arkeoloji Müzesi restorasyon ve güçlendirme çalışmaları nedeniyle kapalıymış. Damat İbrahim Paşa külliyesinde yer alan cami açık, hemen yanındaki medrese aşevi olarak hizmet veriyor.
Bunların dışında gezilecek en önemli yer, bir yeraltı şehrinin üzerine inşa edilmiş Nevşehir Kalesi ve onun altında yer alan Kayaşehir. Yürümeyi ve yokuş çıkmayı sevmeyenler için buraya araçla çıkmayı öneririm. Kayaşehir, küçük bir yeraltı şehri ve giriş ücretli. Bir dostumun deyimiyle meydanı olmayan kent Nevşehir’i Nevşehir yapan özellikleri çevre ilçelerinde… Kapadokya adıyla anılan bu bölgeyi tam anlamıyla gezmek için abartmıyorum günler hatta haftalar yetmez diyebilirim.
Kapadokya, yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın en etkileyici coğrafyalarından biri. Binlerce yıl boyunca rüzgarın ve volkanik tüflerin şekillendirdiği peri bacaları, kayalara oyulmuş eski yerleşimleri, vadilere gizlenmiş kaya kiliseleri gezenleri hayran bırakıyor. Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Ortahisar, Avanos, Çavuşin, Güvercinlik Vadisi, Paşabağ, Gomeda Vadisi, Zelve, Kızılçukur Vadisi, Hacıbektaş, Derinkuyu ve Kaymaklı yeraltı şehirleri ilk akla gelen destinasyonlar.
Yeme içme konusunda Nevşehir’e ait çok özel bir yemek biz göremedik açıkçası. Testi kebabı ve Nevşehir tava diye bilinen et yemekleri ve hamur işleri dışında sulu yemek yapan lokanta bulmakta açıkçası çok zorlandık. Bu tür gezilerde özellikle etli menüler ve hamur işi dışında yemek bulmak çok kolay olmuyor. Özellikle bizim gibi Egeliler için sebze yemekleri bulmak çok zor. Bizim en büyük şansımız çarşı merkezinde Frida Ev Yemekleri adıyla hizmet veren 2 kızkardeşin işlettiği küçük ve sevimli bir lokantayı tesadüfen bulmak oldu. Yemekleri ve çorbaları gerçekten çok iyiydi hem de fiyat olarak normalin altındaydı.
Bölgede ilk uğrak yerimiz Hacıbektaş oldu. Birçok kişinin Kırşehir’e bağlı sandığı Hacıbektaş Nevşehir’e yaklaşık 45 kilometre (km) uzaklığında ve kent merkezinden kalkan minibüslerle kolaylıkla ulaşılabilecek bir konumda. Burada en çok ziyaret edilen yer günümüzde müze haline getirilen Hacıbektaş Veli Dergahı ve türbesi. Alevi-Bektaşi inancına sahip yurttaşlarımız için önemli bir merkez olan Hacıbektaş, özellikle yaz aylarında yoğun bir........
