Mülkiyet uyuşmazlığından ceza siyasetine: Kıbrıs’ta Lawfare tehlikesi – IV
Kıbrıs’ta mülkiyet uyuşmazlığı yeni değildir. Yeni olan, bu uyuşmazlığın giderek daha görünür biçimde ceza hukuku, sınır aşan yakalama süreçleri ve uluslararası hareket serbestisi üzerinden yürütülen bir mücadeleye dönüşmesidir. Lennart Poulsen’ın 2025 ve 2026 tarihli iki çalışmasının ortak uyarısı tam da burada yoğunlaşıyor: mülkiyet hakkının korunması ile ceza hukukunun siyasî caydırıcılık aracına dönüşmesi arasındaki sınır kaybolmamalıdır. 2025 yılında iki Macar vatandaşının Kuzey Kıbrıs’taki taşınmaz satışlarına aracılık ettikleri gerekçesiyle Güney’de mahkûm edilmesi, tartışmayı uluslararası gündeme taşımıştır. Poulsen’ın aktardığı dosyalar arasında bir İsrailli iş insanı hakkında yürütülen süreç ile Kuzey’de konut geliştirme faaliyetiyle bağlantılı bir İngiliz geliştiriciye ilişkin dava da bulunmaktadır. Aynı çalışmalarda Interpol kırmızı bültenleri, uluslararası yakalama talepleri ve seyahat kısıtlamalarının taşınmaz sektörü üzerindeki etkisine de dikkat çekilmektedir. Bu dosyaların ortak özelliği, artık yalnız bir taşınmazın kime ait olduğu sorusunu değil, Kuzey’de faaliyet gösteren kişilerin üçüncü ülkelere seyahat ederken karşılaşabilecekleri cezaî riskleri de gündeme getirmesidir. Böylece klasik bir mülkiyet ihtilafı; ekonomik faaliyet, yatırım güvenliği, serbest dolaşım ve ceza adaleti başlıklarıyla iç içe geçmektedir. Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir husus var. Her mülkiyet işlemini sırf Kuzey’de gerçekleşti diye hukuken dokunulmaz saymak ne kadar yanlışsa, her işlemi otomatik biçimde suç olarak nitelendirmek de o kadar sorunludur. Ceza hukukunun temel şartları; açık kanunî dayanak, öngörülebilirlik, somut yetki bağı, bireysel sorumluluk ve ölçülülüktür. Bunlar siyasî uyuşmazlığın büyüklüğüne göre gevşetilebilecek ilkeler değildir. Kıbrıs’ta mesele daha da hassastır. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mülkiyet ihtilafları için Taşınmaz Mal Komisyonu’nu etkili bir hukuk yolu olarak kabul etmiştir. Dizinin ilk yazısında aktardığım Demopoulos kararı, eski maliklerin taleplerinin bireysel başvuru, tazminat, takas ve gerektiğinde iade gibi araçlarla........
