Tarih olan sinema sevdamız (2)
Türk filmlerinin adaya gelmeye başlamasıyla birlikte, sinema olayı halkımızda çok köklü bir kültür ve gelenek oluşturur. “Kapalı toplum” konumunda olan Kıbrıslı Türkler, üzerinde yaşadıkları küçük adada, dış dünyayı ve yabancı kültürleri karanlık salonlarda, beyaz perdeden tanır. O beyaz perde, Türk halkının dünyaya, değişik kültürlere ve coğrafyalara açılan büyülü penceresidir artık… Sinema tutkusu, kısa sürede yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olur. Sinema duyarlılığı Kıbrıs Türk halkında bir yaşam biçimine dönüşür… Özellikle Yeşilçam filmleri, yıllar boyunca Kıbrıslılara Türkiye’yi, Anadolu’yu, İstanbul’u tanıtır. Sevginin ve coşkunun kaynağı olur. Dublaj filmler, tiyatronun Türkçeyi en güzel konuşan seslendirme sanatçıları tarafından, güzel Türkçenin şölenine dönüştürülür… Kıbrıslı Türklerin Türkçesinin şekillenmesine katkı koyan bir dil şölendir bu… Aktör Ferdi Tayfur, Halide Pişkin, Adalet Cimcoz, Jeyan Mahfi Ayral, Talat Artemel, Hayri Esen, Reşit Gürzap, Abdurrahman Palay, Cahit Irgat, Müşfik Kenter ve Haldun Ergüvenç gibi sanatçıların sesinden konuşmaktadır beyaz perdedeki kadınlı erkekli kahramanlar… Ve o profesyonel seslerde, Türkçe’nin en güzel, en doğru tonları çınlamaktadır… Kıbrıs insanının yaşam serüveninde; bilincini, kimliğini ve kültürünü geliştirmesinde, Yeşilçam ve Hollywood filmlerinin yadsınmaz yeri var. Sinema, kapalı bir toplumun dünyaya açılan penceresi özelliğini yıllar boyu korur… *** 1963 Aralık ayında başlayan toplumlararası olaylarda, Kıbrıslı Türkler kuşatma altındaki gettolarında “açık hava hapishanesi”........
