menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kapı içeriden açıldı

11 0
16.07.2026

15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti.

Millet o gece imanıyla, inancıyla, cesaretiyle cevabını verdi.

Tankların önüne çıktı.

Ezanına, bayrağına, devletine ve seçilmiş iradesine sahip çıktı.

Fakat hâlâ cevabı tam olarak verilmeyen bir soru var zihnimin taa derinlerinde...

FETÖ, devletin en mahrem noktalarına kadar nasıl girebildi?

“AK Parti döneminde büyüdü.”

“Geçmişte gelen bütün iktidarlar bunları destekledi.”

Her iki tespitin de tartışılması gereken yönleri var.

Fakat bütün suçu yalnızca siyaset kurumuna yükleyerek bu karanlık yapıyı anlayamayız.

Çünkü FETÖ yalnızca siyasetçilerin kapısını çalmadı.

Emniyette örgütlendi.

Eğitim sistemini kuşattı.

Bürokrasinin kritik noktalarını ele geçirdi.

Devletin sınav sorularını çaldı, insanların geleceğini gasp etti, vatan evlatlarını kendi ülkesinde yabancı hâline getirdi.

Demek ki mesele yalnızca siyasi destek meselesi değildir.

Mesele, devlet içindeki kapıları bu örgüte kimlerin açtığı meselesidir.

Fethullah’ın geçmiş yıllardaki açıklamaları, röportajları ve yazıları yeniden incelenmelidir.

Özellikle 12 Eylül dönemiyle ilgili anlattıkları...

Darbeyi önceden haber aldığı yönündeki ifadeleri...

11 Eylül günü rapor alarak ortadan kaybolması...

Darbe sonrasında yayımlanan “Son Karakol” başlıklı yazısında askeri müdahaleyi adeta bir kurtuluş olarak sunması...

Kenan Evren ve darbe yönetimine yönelik övgüleri...

Bunların hiçbiri sıradan ayrıntılar değildir.

Bunların her biri, üzerinde ciddi biçimde durulması gereken tarihî işaretlerdir.

Bir din adamı olduğunu iddia eden kişi neden darbeyi övüyordu?

Neden millet iradesini ezen bir askeri yönetimi “Hızır gibi yetişen” bir güç olarak görüyordu?

Neden darbecileri neredeyse kutsayan ifadeler kullanıyordu?

Çünkü bu yapı için din hiçbir zaman amaç değildi.

Okullar, insan kaynağıydı.

Asıl hedef ise devletin sinir uçlarını ele geçirmekti.

Kenan Evren’in yakın çevresindeki bazı isimlerle Gülen arasında bulunduğu ileri sürülen ilişkiler de aydınlatılmalıdır.

12 Eylül sonrasında Millî Eğitim Bakanlığı görevine getirilen Hasan Sağlam ile Gülen arasındaki yakınlık anlatılarıda...

Bunlar doğruysa, karşımızda tesadüflerle açıklanamayacak bir tablo vardır.

Çünkü FETÖ’nün devlet içerisindeki yükselişi bir sabah ansızın başlamadı.

Bu örgüt onlarca yıl boyunca korundu.

Birileri bu yapıyı “dindar gençler yetiştiriyor” diyerek meşrulaştırdı.

Birileri “komünizmle mücadele ediyor” diyerek faydalı gördü.

Birileri devlet içerisinde........

© Internethaber