menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Husilerin ilerleyişi ve Orta Doğu’da değişen güç dengeleri

14 0
21.09.2026

Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın yarattığı kırılgan dengeler, Yemen’de Husilerin ilerleyişiyle yeni bir aşamaya taşındı. İran destekli Husi güçlerinin Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz kıyılarındaki etkisini genişletmesi, Muha çevresinde ilerlemesi ve Suudi Arabistan’ın petrol tesisleri ile askeri noktalarını hedef alması, Yemen’deki çatışmanın bölgesel etkisini büyüttü.

Yemen’deki çatışma, yalnızca yerel savaşın seyri açısından değil, Suudi Arabistan’ın güvenlik tercihleri, ABD’nin bölgedeki askeri rolü, Türkiye ve Pakistan’ın konumu, İsrail’in Riyad’la ilişkileri ve küresel enerji taşımacılığı açısından da önem kazandı. Çatışmaların askeri boyutunun yanında Yemen’deki insani durum da ağırlaşıyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre son haftalarda 112 binden fazla kişi yerinden edildi. Yaklaşık 3 bin sivil Babülmendep üzerinden teknelerle Cibuti’ye kaçtı. BM, Yemen’de 22 milyon kişinin acil insani yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtirken, insani yardım stoklarının da tükenme noktasına geldiği uyarısında bulunuyor. Husilerin kontrolüne geçen Muha kentinden binlerce sivil ayrılırken, kentte kalanlar çatışmalar nedeniyle evlerinden çıkamıyor.

Yemen’de çatışmalar büyürken Riyad Washington ilişkileri

Yemen’de Husilerin Muha çevresinde kontrol alanını genişletmesinin ardından Suudi Arabistan destekli Yemen güçleri geri çekildi. Riyad ise Husi mevzilerine yönelik hava saldırılarını artırdı.

Suudi Hava Kuvvetleri bir hafta içinde Yemen genelinde 300’ün üzerinde hava saldırısı düzenledi. Suudi Arabistan’ın farklı kentleri ve enerji altyapısı da Husi saldırılarının hedefi oldu. Yanbu petrol limanı ve Khamis Mushait askeri üssü saldırıya uğrayan noktalar arasında yer aldı. Husilerin kıyı kenti Muha’ya doğru ilerlediği ve Suudi Arabistan destekli güçlerin geri çekildiği 10 Eylül’de Veliaht Prens

Muhammed bin Selman, Donald Trump’la iki kez görüştü ve Husilere karşı ABD hava saldırısı talep etti. Washington ise doğrudan saldırıya katılmak yerine istihbarat paylaşımı ve hedef belirleme desteğiyle yetindi.

ABD’nin bu tutumunda iki unsur öne çıkıyor. Birincisi, İran’la devam eden savaş nedeniyle özellikle füze ve diğer kritik mühimmat stokları üzerindeki baskı.

Pentagon denetim raporunda savaşın ilk dört ayındaki ABD harcamalarının 33 milyar dolara ulaştığı, bunun 22 milyar dolarının mühimmat için harcandığı belirtiliyor. Raporda ayrıca çok sayıda uçağın kaybedildiği veya hasar gördüğü, yüzlerce bina ve yapının vurulduğu ve ABD diplomatik tesislerinin ağır hasar aldığı ifade ediliyor.

İkinci unsur ise Husilere karşı doğrudan yeni bir askeri cephe açılmasının İran’la yürütülen çatışmanın kapsamını genişletme ihtimali.

Bu gelişmelerin gölgesinde Washington’ın Suudi Arabistan’a 24,3 milyar dolar değerinde 48 adet F-35 savaş uçağı ve gelişmiş askeri teçhizat satışına onay vermesi dikkat çekiyor. F-35........

© İlke TV