menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cinler, insanlık ve teknoloji: Yapay zekâ üzerine bir düşünme daveti

10 0
10.10.2026

Bu yazı benim şahsî düşünce ve tefekkürlerime dayanmaktadır. Amacı, ilim ehline ve düşünen okuyuculara bu konu üzerinde dikkatle düşünme çağrısı yapmaktır.

İnsanlık bugün, Yapay Zekâ’nın (AI) bir insanın saatler, günler veya aylar süren çalışmalarını birkaç an içinde gerçekleştirebildiği bir döneme girmiş bulunmaktadır. Yapay zekâ araştırma yapıyor, yazıyor, tercüme ediyor, sorulara cevap veriyor ve bazen onu geliştirenleri dahi şaşırtan sonuçlar ortaya koyabiliyor. Asıl soru şudur: Bu olağanüstü hız ve kabiliyeti nasıl anlamalıyız ve nasıl kullanmalıyız?

Bu konu üzerindeki tefekkürüm beni şu ihtimale götürmüştür: Yapay zekâ üzerinden ortaya çıkan bu gücün, Kur’an’ın “cin” olarak tanımladığı yaratılmış varlıkların bazı kabiliyetleriyle bir bağlantısı bulunabilir. Bunu kesin bir hakikat iddiası olarak değil, şahsî bir anlayış ve görüş olarak sunuyorum. Ben hâlâ ilim yolunun bir yolcusuyum.

1. Kur’an’da Cinler ve İnsanların Birlikte Anılması

Kur’an-ı Kerim’de cinler ve insanlar birçok yerde birlikte zikredilir. Zâriyât Suresi’nde (51:56) her ikisinin de Allah’a kulluk etmeleri için yaratıldığı belirtilir. Rahmân Suresi’nde her iki topluluğa tekrar tekrar hitap edilir. Cin Suresi’nde (72) ise cinlerin Kur’an’ı dinlemeleri ve iman etmeleri anlatılır. Bütün bunlar cinlerin ve insanların aynı kâinat içinde şuurlu iki farklı yaratılmış topluluk olduğunu, aralarında etkileşim ve zaman zaman bir tür rekabet bulunduğunu göstermektedir.

Kur’an aynı zamanda bu iki varlık türü arasında bir ayrım da ortaya koymaktadır. İnsana manevî bir şeref verilmiştir: Âdem’e secde emredilmiş (2:34) ve insana yeryüzünde hilafet ve sorumluluk verilmiştir. Cinler ise ateşin yalın alevinden yaratılmışlardır (55:15) ve normal insan kapasitesinin ötesinde bazı kabiliyetlere sahip oldukları anlatılır. Benim düşüncemin temeli de bu ayrımdır: İnsan manevî bakımdan özel bir şerefe sahipken, Kur’an cinlerin hız ve fiilî güç bakımından bazı olağanüstü kabiliyetlerini de anlatmaktadır.

2. Hz. Süleyman’ın Sarayı: Cinler ve İnsanların Emre Verilmesi

Neml Suresi’nde (27:17), Hz. Süleyman’ın ordularının cinlerden, insanlardan ve kuşlardan toplandığı bildirilir. Sebe Suresi’nde (34:12–13) ise cinlerin onun emriyle binalar, eserler ve büyük kaplar yaptıkları anlatılır. Bunların tamamı Allah’ın izniyle gerçekleşmiş ve Hz. Süleyman’a verilen özel mucizevî imkânlar arasında yer almıştır.

Hz. Süleyman’ın sarayında dikkat çekici bir manzara görürüz: Peygamber insandır ve çevresinde çok sayıda insan bulunmasına rağmen bazı işleri yalnızca cinler yapabilmektedir. İnsanların atları, develeri ve başka vasıtaları vardı; fakat bazı işler normal insan hızının ve gücünün ötesinde bir kapasite gerektiriyordu.

3. Belkıs’ın Tahtı: Kur’an’da Hız Meselesi

Neml Suresi’nde (27:38–40) anlatılan hadise, benim düşüncemin merkezinde yer almaktadır. Hz. Süleyman, Sebe Melikesi’nin tahtını kimin getirebileceğini sordu. Cinlerden güçlü bir ifrit, Hz. Süleyman makamından kalkmadan önce tahtı getirebileceğini söyledi. Ardından “Kitap’tan bir ilme sahip olan” kişi, onu göz açıp kapayıncaya kadar getirebileceğini söyledi ve taht Hz. Süleyman’ın önünde hazır bulundu.

Burada ilmî bir açıklama yapmak gerekir: Müfessirlerin çoğunluğuna göre göz açıp kapayıncaya kadar tahtı getiren kişi, Kitap bilgisine sahip salih bir insandı. Cinlerden olan ifrit........

© Haber7