menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD'nin çıkarları doğrultusunda İslam'ın siyasallaştırılması

61 0
17.03.2026

Belçika Komünist Partisi'nin gazetesi Le Drapeau Rouge (Kızıl Bayrak), Mart-Nisan 2026 tarihli sayısında benimle bir söyleşi yayınladı. Le Drapeau Rouge, günlük olarak yayınlandığı 70'li ve 80'li yıllarda Türkiye'deki yönetimlerin faşizan baskılarına ve bunlara karşı sürgünde verdiğimiz mücadelelere en geniş yer günlük gazeteydi. Belçika Komünist Partisi'nin öncülüğünde yapılan 1 Mayıs yürüyüşlerine olduğu gibi, her yıl organize edilen Le Drapeau Rouge şenliklerine de stand açarak katılırdık.

Bugünkü yazımda, Le Drapeau Rouge'un yayın yönetmeni Vladimir Caller'in benimle yaptığı söyleşinin tam metnini paylaşıyorum.*

ABD'nin çıkarları doğrultusunda İslam'ın siyasallaştırması

Bertolt Brecht’e göre « İnsanlar var, bir süre mücadele ederler, bunlar iyi insanlar. Bazılar var, tüm yaşamların boyunca mücadele ederler ; bunlar vazgeçilmezdir. » Misafirimiz de onlardandır. Gençliğinde tüm haksızlıklara ve Ermeni soykırımı konusunda olduğu gibi tüm inkarcılıklara karşı mücadele aracı olarak gazeteciliği seçen bu insan bugün doksan yaşında aynı kararlılığı sürdürüyor. O yüzden ülkesindeki askeri diktatörlüğün kendisini T.C. vatandaşlığından mahrum bırakmış olması şaşırtıcı değil. 1970'lerden beri Belçika’da sürgünde yaşayan Özgüden özellikle ülkesinin durumuna odaklı birçok kitap yazdı. Aynı zamanda haber ve yorum sitesi İnfo-Türk ile kültürlerarası Güneş Atölyeleri (Ateliers du Soleil) derneğinin kurucularından... Dergimizin sayfalarında kendisini ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz.

*Le Drapeau rouge. – Emperyal sistem maskelerini düşürüyor. bugün artık uluslararası ilişkilerde en ufak çekince bile söz konusu değil. Seçilmiş bir cumhurbaşkanı kaçırılıp böylesi haydutluklar hiç utanç duymaksızın sürdürülebiliyor. Yani yabancı bir hükümetin siyasi geleceği asker gücüyle ya da başka bir yöntemle belirlenebiliyor. Kişisel deneyimlerinizle bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Doğan Özgüden – Sorularınızı, yoldaşım İnci Tuğsavul’la evliliğimizin 61. yıldönümünü kutladıktan hemen sonra yanıtlıyorum. Sol günlük gazete Akşam ve sosyalist dergi Ant'ın yönetimini üstlenerek başlayan ortak yaşamımız, Türkiye'deki iki askeri darbe nedeniyle 55 yıldır sürgünde devam ediyor.

Bir ülkenin siyasi kaderini zorla ya da başka yollarla belirlemek, ABD için hiç de yeni bir uygulama değil. 80 yıldır Amerikan emperyalizmine teslim olmuş bir ülkede yaşadıklarımla bunu açıklamaya çalışayım.

Aslında, siyasi meselelere ilgim 40’lı yıllarda, İkinci Dünya Savaşı sırasında başlamıştı... Bir demiryolu emekçisinin çocuğuydum, babam daha ilkokula başlamadan önce okuma ve yazmayı tam öğrenmem için beni gazete okumaya zorlardı, bu nedenle o korkunç savaşın yol açtığı felaketlerden haberdardım... Türkiye bu savaşa katılmamış olsa da, ülkemdeki tek parti rejiminin faşizan baskılarının da tanığıydım.

Savaş sonrasında, Ankara’daki ortaokul ve lise yıllarımda, 1946 yılından itibaren yeni kurulan sol siyasi partilerin ve sol medyanın yasaklanması örneğinde olduğu gibi, Türkiye’nin Amerikan emperyalizmine her alanda nasıl teslim olduğunun tanığıydım.

1950 yılında Amerikan ordusunu desteklemek ve Türkiye'nin NATO'ya katılımını sağlamak amacıyla Kore'ye 4.500 asker gönderildi. Böylece, güzel ülkem, Amerikan emperyalizminin SSCB'ye karşı doğudaki ileri karakolu haline getirildi.

1952'de gazeteci olarak başlayan ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi olarak süren siyasal yaşamım boyunca, sınıfsal mücadelelerde ve Amerikan emperyalizminin ülkemizdeki egemenliğine karşı mücadelede yer aldım.

Türkiye’deki toplumsal ve anti-emperyalist uyanışa karşı ABD'nin ve NATO’nun desteğiyle gerçekleştirilen 1960 ve 1971 askeri darbelerinin tanığıydım. 1971 darbesinde sosyalist Ant dergisinin yöneticileri olarak doğrudan hedef alındık, İnci ile birlikte, 300 yıla varan hapis cezası tehdidi altında, ülkemizi illegal olarak terk etmek ve mücadelemizi yurt dışında sürdürmek zorunda kaldık. 1971'de Demokratik Direniş hareketi, 1974'te Info-Türk Vakfı ve 1980'de Demokrasi İçin Birlik kurucuları arasında yer aldık, 1982'de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartıldık.

*DR. – Mevcut dramatik gelişmelerin yanı sıra tüm dünyada aşırı bir militarizasyon kabusu yaşanıyor. Sizce bu çılgın gelişme bizi nereye götürebilir?

Doğan Özgüden – Günümüzdeki gelişmeler, 1945-1991 Soğuk Savaş döneminde küresel iki siyasi kutup olan ABD ile SSCB arasındaki nükleer silahlanma yarışının tetiklediği gerilimleri hatırlatıyor.

SIPRI verilerine göre, askeri harcamalar 2024 yılında toplam 2.718 milyar dolara ulaştı; bu, 2023'e göre %9,4'lük bir artışa tekabül ediyor. Bu, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana kaydedilen en yüksek askeri harcama tutarıdır. En fazla harcama yapan ülke ABD oldu: 2024 yılında harcamaları %5,7 artarak toplam 997 milyar dolara ulaştı. Çin ikinci sırada yer aldı. 2024 yılında 314 milyar dolar (yani ABD'nin harcamalarının yaklaşık üçte biri) harcadı ve askeri harcamalarını %7 artırdı.

Rusya, 2024 yılında 149 milyar dolar harcadı. Bu, askeri........

© Artı Gerçek