menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyfettin BUDAK Düşünce Tarlası

9 0
08.09.2026

İnsan, zihnine ne ekerse geleceğine onu biçer. Herkesin bir tarlası olmalı. Ama bu tarla toprağın üzerinde değil, zihninin içinde olmalı. Çünkü insanın en büyük toprağı zihnidir. Oraya ne ektiği, neyi büyüttüğü ve neyi hasat ettiği; nasıl bir insan olacağını belirler.

Bir çiftçi aynı tarlaya sürekli aynı ürünü ekmez. Mevsimi bilir, toprağı dinlendirir, farklı tohumlar eker ve zamanı geldiğinde hasadını yapar.

Düşünce tarlası da böyledir. İnsan, zihnine sürekli aynı düşünceyi ekip durmamalıdır. Farklı düşüncelerin, farklı fikirlerin, farklı soruların ve farklı bakış açılarının tohumlarını ekmelidir. Çünkü tek tür düşüncenin egemen olduğu bir zihin, zamanla verimsizleşir.

Bugün felsefe ekersin. Yarın bilim… Başka bir gün sanat… Sonra psikoloji, tarih, edebiyat, sosyoloji…

Bir gün insanı düşünürsün, başka bir gün evreni… Bir gün ölümü sorgularsın, başka bir gün yaşamın anlamını… Bir gün özgürlüğü tartışırsın, başka bir gün adaleti…

Her düşüncenin kendine özgü bir mevsimi vardır. Bazı düşünceler hemen filizlenir. Bazıları yıllarca toprağın altında bekler. Bazıları ise ilk bakışta anlamsız görünür; fakat yıllar sonra zihninde birdenbire çiçek açar. Bu yüzden hiçbir düşünceyi yalnızca ilk karşılaşmada yargılamamak gerekir. Bazı tohumların zamana ihtiyacı vardır.

 Düşüncenin de bir beslenmeye ihtiyacı vardır. İnsan bedenini aç bıraktığında nasıl güçsüzleşirse, zihnini de beslemediğinde düşünce gücü zayıflar. Nasıl ki her gün yemek yiyerek bedenimizi ayakta tutuyorsak, okuyarak, düşünerek, sorgulayarak ve konuşarak zihnimizi beslemeliyiz.

Fakat burada da bir denge gerekir. Nasıl bedenimizi yalnızca tek bir gıdayla beslemek sağlıklı değilse, zihnimizi de yalnızca tek bir düşünceyle beslemek sağlıklı değildir.

Sürekli aynı fikirleri okumak, aynı insanları dinlemek, aynı görüşlerin arasında dolaşmak zihinsel bir konfor alanı oluşturur. İnsan bir süre sonra düşünmeye değil, onaylamaya başlar. Oysa düşüncenin görevi bizi sürekli rahat ettirmek değildir.

Bazen rahatsız etmektir. Bazen bildiklerimizi sarsmaktır. Bazen yıllardır doğru kabul ettiğimiz bir şeyi yeniden düşündürmektir. Çünkü gerçek düşünce, zihne yalnızca huzur getirmez. Bazen zihnin içindeki mobilyaların yerini değiştirir.

Sağlıklı düşüncenin de bir dengesi vardır. Düşünmek insanı büyütür. Fakat düşüncenin de sağlıklı bir dengesi olmalıdır. İnsan ne düşüncesiz kalmalı ne de düşüncelerinin içinde kaybolmalıdır. Ne zihinsel bir kuraklık yaşamalı ne de düşünce selinin altında........

© Akasyam