Adem Dağı: Bir Ayak İzi, Dört Kutsal Anlatı
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Adem Dağı: Bir Ayak İzi, Dört Kutsal Anlatı
Sri Lanka’nın tropikal ormanları arasında yükselen ve yaklaşık 2.243 metre yüksekliğe ulaşan konik dağ, uluslararası haritalarda Adam’s Peak, Budist gelenekte Sri Pada, Müslüman tarihçiler ve seyyahlar tarafından ise Adem Dağı veya Serendib Dağı adlarıyla anılmaktadır. Dağın zirvesinde bulunan ve Hz. Âdem’e nispet edilen ayak izinin ziyareti de Müslüman literatürde Kadem-i Şerif ziyareti olarak adlandırılmıştır.
1344 yılında Adem Dağı’nı ziyaret eden İbn Battûta, zirvedeki ayak izinin on bir karış uzunluğunda olduğunu ve Hz. Âdem’in ayak izi olarak kabul edildiğini aktarır. Kadem-i Şerif’i üç gün boyunca art arda zirveye çıkıp inerek ziyaret ettiğini de belirtir.
Ancak bu izi asıl dikkat çekici kılan, yalnızca fiziksel özellikleri değildir. Aynı ayak izi farklı dinler tarafından farklı kutsal kişilere nispet edilmiştir. Müslümanlar Hz. Âdem’in, Budistler Buda’nın, Hindular Şiva’nın, bazı Hristiyan gelenekleri ise Aziz Thomas’ın ayak izi olduğuna inanır. Böylece dağın zirvesindeki tek bir fiziksel iz, dört farklı kutsal anlatının buluştuğu sembolik bir mekâna dönüşür.
Müslümanlar İçin Hz. Âdem’in Yeryüzündeki İlk Adımı
Müslüman geleneğinde zirvedeki ayak izi, ilk insan Hz. Âdem’le ilişkilendirilir. Rivayetlere göre Hz. Âdem cennetten yeryüzüne indirildiğinde Sri Lanka’ya gelmiş ve bu dağın zirvesine ayak basmıştır. Zirvedeki iz de onun yeryüzüne ilk ayak basışının nişanesi olarak kabul edilmiştir.
Bu inanış, Sri Lanka’nın Seylan’dan önce kullanılan eski adlarından Serendib’le birlikte İslam coğrafya ve seyahat literatüründe geniş yer bulmuştur. Müslüman seyyahların yüzyıllar boyunca ilgisini çeken Adem Dağı ve Kadem-i Şerif, böylece yalnızca Sri Lanka’ya ait yerel bir kutsal mekân olmaktan çıkarak İslam dünyasının seyahat ve ziyaret hafızasına da girmiştir.
Ben de Adem Dağı’nı ve zirvesindeki Kadem-i Şerif makamını 12 Şubat 2023 Pazar günü ziyaret ettim.
Tarih boyunca dört farklı dinî geleneğin anlam yüklediği bu mekânda karşılaştığım ziyaretçi görünümü ise bu çok dinli tarihsel mirası pek yansıtmıyordu. Tırmanış boyunca Müslüman bir ziyaretçiye rastlamadım. Dönüş yolunda yalnızca çocuklarıyla birlikte zirveye tırmanan bir Müslüman aile gördüm. Hindu veya Hristiyan olduğunu düşünebileceğim ziyaretçilere de rastlamadım.
O gün dağın ziyaretçi profilini neredeyse tamamen Budist hacılar oluşturuyordu. Dolayısıyla tarihsel olarak farklı dinlerin kutsal kabul ettiği Adem Dağı, benim ziyaret ettiğim gün bütün canlılığıyla bir Budist hac merkezi görünümündeydi.
Budistler İçin Sri Pada Haccı
Budistler açısından dağın en yaygın adı Sri Pada, yani “Kutsal Ayak İzi”dir. Zirvedeki izin Buda tarafından bırakıldığına inanılır. Bu nedenle dağa yapılan yolculuk sıradan bir dağ tırmanışından çok daha fazlasıdır; Buda’ya bağlılığın yenilendiği, arınma ve adanmışlığın yaşandığı bir hac tecrübesidir.
Sri Pada hac mevsimi, yağışların azaldığı Aralık ayının ortalarından Mayıs ayının başlarına kadar devam eder. Özellikle dolunay günleri ve tatillerde dağ, Sri Lankalı Budist hacılar ve yabancı ziyaretçilerle dolar. Güneşin doğuşunu zirveden seyretmek isteyenlerin önemli bir kısmı gece yarısından sonra tırmanışa başlar.
Hac mevsiminde binlerce basamaktan oluşan yol gece boyunca aydınlatılır. Uzaktan bakıldığında karanlık dağın üzerinde zirveye doğru kıvrılarak yükselen ışıklar, Sri Pada’nın en dikkat çekici görüntülerinden birini oluşturur.
Zirveye çıkan başlıca iki güzergâh vardır: Hatton ve Ratnapura yolları. Genel olarak daha kısa olan Hatton güzergâhı daha fazla tercih edilir. Benim tırmanışım da Hatton tarafından, dağın eteğindeki Nallathanniya yerleşiminden başladı.
Nallathanniya hac mevsiminde adeta dağın giriş kapısına dönüşür. Yol boyunca yiyecek, içecek, kuruyemiş, haşlanmış mısır, hac yolculuğunda kullanılabilecek çeşitli malzemeler ve dinî hediyelik eşyalar satan dükkân ve tezgâhlar sıralanır.
Dağa doğru ilerlerken karşılaşılan ilk sembolik eşiklerden biri Maha Ganga Nehri’dir. Bazı Budist hacılar burada yıkanarak ve elbiselerini temizleyerek hac yolculuğuna hazırlanırlar. Nehrin üzerindeki köprü geçildikten sonra tırmanışın belirgin başlangıç noktalarından biri sayılan görkemli Makara Torana kemerine ulaşılır.
Yol üzerindeki çan da Sri Pada hac geleneğinin dikkat çekici unsurlarından biridir. Budist hacıların bu çanı, daha önce gerçekleştirdikleri Sri Pada ziyaretlerinin sayısına göre çaldıkları ifade edilmektedir.
Bütün bunlar daha tırmanışın ilk aşamalarında, insanın sıradan bir dağ yolunda değil, yüzyıllardır devam eden bir hac güzergâhında bulunduğunu hissettirmeye başlar.
Beş Bini Aşkın Basamakta İnanç ve Yorgunluk
Tırmanışın ilk bölümleri nispeten rahattır. Merdivenler arasında geniş sahanlıklar, dinlenme alanları ve küçük satış tezgâhları bulunur. Bunlar zirveye yaklaşık 200 metre kalıncaya kadar devam eder.
Yolun iki tarafında irili ufaklı stupalar görülür. Budist geleneğinde kutsal emanetler, ibadet ve önemli keşişlerin hatırasıyla ilişkilendirilen bu yapılar, güzergâha daha başlangıçtan itibaren belirgin bir dinî atmosfer kazandırır.
Fakat yükseldikçe tırmanış zorlaşır.
Dağın konik zirvesine yaklaşıldığında merdivenler giderek dikleşir ve daralır. Kalabalığın yoğun olduğu son bölümlerde ilerleyiş zaman zaman tamamen durur. Birkaç basamak çıkmak için dakikalarca beklemek gerekebilir.
Bu çıkış sırasında beni en çok etkileyen kişilerden biri, seksen yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim yaşlı bir Budist hacıydı. Sırtında çantası vardı. Korkuluklara tutunuyor, her basamakta önce bir ayağını, ardından diğerini yanına getirerek son derece ağır biçimde ilerliyordu.
Fiziksel gücü neredeyse tükenmiş görünmesine rağmen geri dönmeye hiç niyeti yoktu.
Onun birkaç basamaklık ilerleyişini izlemek bile Budist hac tecrübesindeki adanmışlığın ne anlama geldiğini uzun açıklamalardan daha iyi anlatıyordu. Orada karşılaştığım şey, inançların doğruluğu veya yanlışlığı üzerine teorik bir........
