menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul Erkek Lisesi’nde egemenlik, akran zorbalığı ve beyin göçü kıskacı

122 0
12.06.2026

İstanbul Erkek Lisesi yine Türkiye’nin gündemine oturdu. Önceki dönemde, üst sınıftaki çocukların alt sınıftaki çocuklara taciz / tecavüz iddialarıyla çalkanan okul, bu kez mezuniyet töreni sırasında öğrencilerin sırtlarını okul yönetimine dönmek şeklinde patlak verdi.

İstanbul Erkek Lisesi’nde yaşanan olayların arkaplanını Haksöz’den Murat Ayar kardeşim yerinde inceleme yaparak yazdı.

Yazısının ilk bölümünü sizlerle paylaşıyorum. İkinci bölümünü pazar günkü yazımda paylaşacağım.

Türkiye’nin yüksek zekâ potansiyeline sahip gençlerin tercih ettiği okullardan olan İstanbul Erkek Lisesi (İEL), son yıllarda sadece akademik başarılarıyla değil; kurumsal yapısı, pedagojik kimliği ve yurtlarında yaşanan sarsıcı iddialarla gündeme geliyor. Dışarıdan bakıldığında parıltılı bir geleceğin kapısı gibi görünen bu asırlık eğitim çınarı, içeride “devlet içinde devlet” olarak tanımlanabilecek kırılamayan alternatif bir hiyerarşinin, organize bir insan kaynağı transferinin ve korku ikliminin merkezine dönüşmüş durumda.


APARTMAN DAİRESİNDEN ALMAN EKOLÜNE: İSTANBUL SULTANİSİ’NİN DOĞUŞU

Bugün Cağaloğlu’ndaki tarihi Düyûn-ı Umûmiye binasında hizmet veren okulun kökleri, 1884 yılında Beyoğlu’nda mütevazı bir apartman dairesinde açılan “Şemsü›l-Mekatib” adlı özel okula kadar uzanır. Kısa süre sonra devletleştirilerek “İstanbul Sultanisi” adını alan kurum, Osmanlı modernleşmesinin öncü kalelerinden biri oldu. Çanakkale Savaşı’nda tüm son sınıf öğrencilerini şehit veren ve bu yasın nişanesi olarak sarı-siyah renkleri kuşanan okulun asıl kırılma noktası ise 1957 yılıdır.

1957 yılında Federal Almanya ile yapılan kültür anlaşmasıyla birlikte, okul tamamen yeni bir formata büründü. Bu tarihten itibaren Alman kültürü ve........

© Yeni Şafak