menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Belirsiz yakın gelecek için bâzı tespitler

124 0
23.04.2026

İran savaşı alabildiğine kilitlenmiş vaziyette. Ortada bir ateşkes var. Ama ateşkes demeye bin şâhit ister. Hâlâ gemiler vurulabiliyor. Hürmüz Boğazı’nın açılmasını isteyen ABD akıl almaz bir iş yapıyor ve “bu ne perhiz bu ne lâhana turşusu” dedirtecek şekilde, kendisi de Körfez üzerinde abluka tatbik ediyor. Müzâkereler başlayacak deniyor. Ama İslâmâbad’a henüz heyetler gelmiş değil. İran’ın karârı hakkında çelişkili duyumlar alıyoruz. İranlıların müzâkereye soğuk baktıkları ve nazlandıkları anlaşılıyor. ABD’yi temsil edecek şahısların ise Washington’daki savaş odaları arasında mekik dokudukları haberi geliyor. O zamân şu suali sormak gerekiyor: Acaba taraflar müzâkere tercihini kafalarında bitirdiler mi?

İran açısından bakıldığında bu tercihin arka plânının son derecede açık olduğunu herkes görebilir. Savaşta ağır bir tahribat yaşayan İran kaybedecek bir şeyi olmadığını biliyor. Kendisini şimdiye kadar olandan daha ağır bir bombardımanı tekmil mâliyetleriyle karşılamaya hazır hissediyor. İran bir devlet ve İranlılar bir millet olarak bu bedeli ödemeye dünden râzı olduklarını yüksek bir moralle ortaya koyuyor. Şehirlerin sokakları Şiîliğe has şehitlik kültürünün bir araya getirdiği coşkulu kalabalıklara ev sâhipliği yapıyor.

Bir savaşta gâlibiyet kazanmanın ölçüsü karşı tarafın savaşma azim ve kararlılığını kırmak olduğu söylenir. İran bu ölçüye vurulduğunda tam puan alıyor.

ABD için aynı şeyi tekrar etmek hayli zor görünüyor. Diğer taraftan İran’ın uzun bir savaşı kaldıracak askerî donanımları mevcut. Çin ve Rusya desteği olanca hızıyla devâm ediyor. ABD, son olarak Körfez’de el koyduğu Malezya bandıralı gemide füze yapımında kullanılan kritik hammaddeler ele geçirdiğini açıkladı. Bunların Çin’den geldiğini kolaylıkla çıkarabiliriz. ABD her şeyin farkında… Ama elinden hiçbir şey gelmiyor. Sevkiyatların muhteviyâtı ve boyutlarını şimdilik kimse bilmiyor. Şahsî kanaatim, bu muhteviyat içinde ABD ve İsrâil’in elindeki nihâî koz olan nükleer saldırıya aynı ölçülerde cevap verecek bir........

© Yeni Şafak