Türkiye’nin ikinci büyük devrimi zihniyetin millîleşmesi
Batı medeniyeti diye tarif edilen sömürge kültürü, Eski Yunan’dan bugüne kadar özünü büyük ölçüde koruyarak devam etti.
Eski Yunan’da sitenin içindekiler her türlü hakka sahipken, sitenin dışındakiler yarı insan yarı köle statüsündeydi. Hiçbir hakları yoktu.
Roma’da bu yaklaşım “Romalılar ve barbarlar” şeklinde biçim değiştirdi.
Modern çağ başlayınca Batılı devletler elde ettikleri gücü doğrudan dünyanın geri kalanını işgal ederek vahşi bir sömürgecilik süreci yürüttüler.
İngiltere, Fransa, Portekiz, İspanya ve Hollanda gibi devletlerin gücü o kadar büyüdü ki dünyanın geri kalan topraklarının büyük bölümünü işgal ettiler.
Sömürge tarihi boyunca mesele sadece işgal ve sömürüyle sınırlı kalmadı. Öncelikli olarak işgal ettikleri bütün coğrafyalarda milletleri köleleştirdiler.
Hindistan, bugünkü Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Afrika’nın tamamı, Latin Amerika, adını sanını bilmediğimiz ve bugün hâlâ işgal altında olan binlerce ada…
Birçok insana garip gelebilir ama Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya’nın bugün bile İngiltere adına valilerle yönetildiğini; yapılan her referandumda halkların bu bağlılığı sürdürmeyi tercih ettiğini biliyoruz.
İkinci işgal girişimi ise kültür emperyalizmi oldu.
Kemal Tahir’in dikkat çeken bir sözü vardır:
“Düşman ülkenize girer, onu bir gün taşla sopayla kovarsınız.”
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere ve diğer Batılı ülkelerin zayıflaması, ABD’nin güçlenmesiyle birlikte yeni bir sömürgeleştirme yöntemi devreye girdi.
Sömürgeleştirilen ülkelerde........
