İbn Abdüsselâm’a göre fıkıh mezheplerinin bağlayıcılığı
İbn Abdüsselâm, bilgi sahibi olan âlim kimselerin bir başkasını taklit etmelerini uygun görmemekle birlikte âmmî olanlar (âlim olmayanlar) için taklidin gerekli olduğu görüşündedir. O, bu konuda şunları kaydetmektedir: Allah’ın hükümleri Kitap, Sünnet, İcmâ, sahih kıyâslar ve muteber istidlallerden elde edilir… Halk tabakası (âmmî olanlar) bundan istisna edilir. Onlar, ictihad yoluyla hükümleri elde etmekten aciz oldukları için onlara düşen taklit etmektir. Müctehid ise böyle değildir. O, hükme ulaştıran araştırmayı yapabilecek güçtedir (el-Kavâidü’l-Kübrâ, II, s. 274).
“İmamlardan (mezheplerden) birini taklit eden bir kişi daha sonra bir başkasını taklit etmek istese bunu yapabilir mi?” sorusuna ise şöyle cevap vermektedir: “Avam, tüm konularda bir mezhebi taklit etme mecburiyetinde değildir. Bilakis o, her bir meselede dilediği mezhebi taklit edebilir; çünkü insanlar sahâbe devrinden dört mezhebin ortaya çıkışına kadar olan dönemde rast geldikleri imamları taklit eder ve bu muteber görülüp hiç kimse tarafından tenkit edilmezdi. Bu, batıl olsaydı tenkit edilirdi (el-Fetâvâ el-Mısriyye, s. 52).
“İlmi ve ahlakı (takvası) daha üstün (efdal) olan müctehidi taklit etmek evla olsa bile bu vacip değildir. Çünkü bu vacip olsa idi sahâbe ve tâbiîn devrinden bu yana insanlar herhangi bir tenkit söz konusu olmaksızın daha faziletli (efdal) bir kişi dururken ondan daha düşük (fâdıl) olanı taklit etmezdi. Oysa onlar daha üstün kişiler var olduğu halde, ilmî bakımından daha aşağıda kişileri........
