menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Teşekkürler Erdoğan

88 0
previous day

Biz, Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmiş bir ülkeyiz.

İmparatorluğumuzun toprakları Yemen’den Batum’a, Tebriz’den Viyana’ya uzanıyordu. Dünyanın süper gücüydük. Geriledik, çok toprak kaybettik, ordumuz zayıfladı, Anadolu’nun içlerine sıkıştırıldık.

Son bir gayretle mücadele ettik. Sevr’de bize dayatılan toprakların biraz daha fazlasını elde ettik. Tabii sınırlarımıza kavuşamasak da bir vatanımız vardı.

1920’lerin başında, artık savaşlar biterken, yenilmiş bir ülke olarak önümüze iki seçenek konuldu: Ya Sovyet Rusya’nın kontrolünde olacaktık ya da ABD-Avrupa kontrolünde. Üçüncü bir seçeneğimiz yoktu. Bağlantısız kalma imkânımız yoktu. Ya bir tarafı seçecek ya da yok olacaktık.

O zamanın yöneticileri Batı blokunu tercih ettiler. İşgalciler vatanımızdan giderken, yeniden imparatorluk hayalleri kurmayalım, yeniden Viyana önlerine gelmeyelim, bizim olan Kudüs’ü yeniden alma planları yapmayalım, Müslümanların önüne lider olarak geçmeyelim diye tedbirlerini de aldılar.

Türkiye, savaşı kaybetmiş, zorunlulukla Batı blokuna bağlanmış, bağımlı, bağlantılı bir ülkeydi artık. Kafasını kaldırmaması, dizlerinin üzerinde doğrulmaması, küllerinden yeniden doğmaması için her şey yapıldı. Özümüzle, ecdadımızla, tarihimizle, medeniyet köklerimizle irtibatlarımız kesilmek istendi. Alfabemiz, eğitim müfredatımız, yaşam tarzlarımız zorla değiştirildi. İnsanımız devşirildi.

Öncesi iki büyük imparatorluk olan millete biçilen bu yeni elbise çok dar geldi. Ülke kalıbına sığamadı. Memleket ne zaman şaha kalkmak istese, atağa geçmek için hamle yapsa, içerden ve dışardan müdahale ettiler. İşler kontrolden çıkınca darbe yapıp işleri yeniden rayına koydular. Sürekli meşgul olmamız için FETÖ gibi PKK terör örgütlerini beslediler, büyüttüler, devlet damarlarına zerk ettiler, memleketi sürekli meşgul ettiler. Ne yoksulluktan ölebildik, ne zenginleşebildik; ne ileri gidebildik, ne tamamen çökebildik. İki arada bir derede, bir yukarı bir aşağı, iki ileri bir geri salınıp, sallanıp durduk.

28 Şubat darbesi,........

© Yeni Şafak