menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaş ve Kadın

17 0
12.07.2026

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Rum ve Yunanlı milletvekillerinin girişimiyle hazırlanan bir karar taslağı Genel Kurulda büyük bir çoğunluğun desteğiyle onaylandı.

“1974 Türk İşgalinin Kıbrıslı Kadınlara ve Genç Kızlara Yansımaları” başlıklı kararda cinsel şiddet ve tecavüz mağduru kadınlardan söz ediliyor. Fakat, maalesef sadece Kıbrıslı Rum kadınlarından...

Avrupa Parlamentosu Üyesi Kıbrıslı Rumlar, “Kıbrıslı Türk” sözcüğünü unutmuşa benziyorlar. Kayıp Şahıslar konuşulduğunda veya şimdiki gibi tecavüz kurbanlarından bahsedildiğinde, sadece Kıbrıslı Rum mağdurlardan söz ediyorlar.

Farklı yaklaşım sergileyen tek milletvekili AKEL’den Yorgos Yiorgos oldu. Yorgos, Kıbrıslı Türk kadınların da mağdur edildiğini belirten bir değişiklik önerisi verdi ve öneri büyük bir çoğunluk tarafından kabul edilerek karara girdi.

İlginçtir, Yogos’un önerisine Kıbrıslı Rum milletvekillerinden sadece Fidias olumlu oy verdi. Furlas, Mavridis ve ELAM milletvekili Giadis karşı oy kullandılar. Böylece, Kıbrıslı Türk kadınların mağdur edildiğini inkar etmiş oldular. Şimdi, televizyon kanallarında zafer kazanmış “kahraman” edasıyla konuşuyorlar. Yiorgios ise saldırı ve eleştirilerin hedefi oluyor.

Milliyetçi popülizmin batağında oy avcılığı yapan bu isimler bir kez daha acıyı “mavi-beyaza” boyadılar ve öteki toplumun mağduriyetini  görmezde geldiler.

Bu, aslında tam bir inkar politikasıdır ve açıkça barış karşıtı bir tutumdur!

Kıbrıs gibi barışın henüz sağlanmadığı ülkelerde tarafların adalet anlayışı ve adaletsizliklere bakışı, toplumların gelecek tahayyüllerine de yansıyor. Örneğin, resmi tarih anlatısının etkisi altında kalarak 1960’lı yıllarda Kıbrıslı Türklerin maruz kaldıkları şiddet ve adaletsizlikleri gör(e)meyen Kıbrıslı Rumlar, bu ülkeden neden ve nasıl iki-bölgeli, iki toplumlu federal bir devlet konuşma noktasına gelindiğini kavrayamazlar. Benzer bir durum Kıbrıslı Türkler için geçerlidir. Kıbrıslı Rumların yaşadığı mağduriyetleri kabul etmezsek barış yapamayız.

Ayrıca, geçmişte yaşanan şiddet eylemlerini ve işlenen suçları kabul edip kınamazsak suçtan arınmamız mümkün değildir.

“Savaş” ve “Kadın” sözcüklerini yan yana dizdiğimizde aklımıza ilk gelen “kurban” sözcüğü oluyor. İnsanlık tarihi kadar eski olan savaşların bu acı gerçeğe işaret ediyor olması, erkek egemen toplumların yapısından kaynaklanıyor. Savaşta kadın bedenine saldırı, kadınların mensup olduğu halkı aşağılamak ve erkeklerin “onurunu kırmak” olarak görüle gelmiştir. Çünkü, ataerkil düzenlerle milliyetçi söylemlerde kadın “halkın/ulusun bedeninin sembolik simgesi” olarak algılanıyor. Tam da bu yüzden, çok yakın bir geçmişe kadar, tecavüz vakaları ve kadınların mağduriyeti konuşulmuyordu. Ülkemizde de........

© Yeni Düzen