Kayıplar Koruyucu Meleğini, Kıbrıs da Bir Hafıza İşçisini Kaybetti
Sevgül Uludağ’ı kaybettik!
Ölüm haberi benim için sürpriz olmadı. Cenk’in haber vermesi üzerine, kısa bir süre önce kendisini hastanede ziyaret ettim.
Panikos Hrisantu’ya da haber verdim ve birlikte gittik.
Panikos ile hazırladığımız “Duvarımız” belgeselinin Sevgül’ün yaşamında önemli bir yer tuttuğunu biliyorduk, bu yüzden, yanına birlikte gitmek istedik.
Maalesef, konuşamadık. Sevgül’ü gördük ama görüşemedik!
Sevgili eşi Zeki, son günlerini yaşayan Sevgül’ün başında duruyor, ihtimamla etrafında fırıldak gibi dönüyordu.
Fakat, Sevgül bu dünyadan ayrılmak için yola çıkmıştı bile...
Uzun yıllar feminist bir barış aktivisti olarak mücadele eden ve üretken bir gazeteci olarak yaşamını sürdüren Sevgül, hayatının bir döneminde kendine yeni bir çalışma alanı seçmeye karar verdi ve geri kalan ömrünü buna adadı: “Kayıp Şahıslar!”
“Kayıp Şahıslar” Kıbrıs’ın utancıdır!
Sevgül Uludağ, bu utancı biraz da olsun üzerimizden atmamız için olağanüstü bir çaba sarf etti ve büyük riskler göze aldı.
“Kayıp Şahıslar” ortak utancımızdır, çünkü, bu son derce trajik konu etrafında siyasi oyunlar oynandı.
Kıbrıs Türk tarafı uzun yıllar Kıbrıslı Rum kayıpların olmadığını, akıbeti belli olmayan Kıbrıslı Rumlar varsa da, bunların 15 Temmuz Darbesinde kendi soydaşları tarafından öldürüldüğünü ileri sürüyordu.
Daha sonra, bu söylemde bir değişikli yapıldı ve cesetleri bulunamayan Kıbrıslı Rumları,........
