ESAS GALİP
Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu müziği, sesler birbirine karışır. İçinin gürültüsü başını ağrıtır, enerjini düşürür. Biraz öyle bir sabah bu benim için. Hafif bir fiziksel ağrının bir ruh ağrısına karıştığı bir sabah. Bu müziğe direniyorum, içimin yaylı sazları sevinçli tonlarla devreye girmeye çalışıyor. Ruhumu iyi tutmaya çalıştığımda fiziksel ağrı birden kendini anımsatıyor bana. Geçecek biliyorum ama zaman artık öylesine değerli ki benim için. Hayata akmak isterken önüme çıkan engeller kalbimi kırıyor en çok da. Her türlü deneyim, her duygu hayata dair; biliyorum bunu. Acılara talimli biriyim, her türlüsüne. Başkalarının acıları ile kıyaslandığında bu kırık ağrısının ne kadar önemsiz olduğunu da görüyorum ama olmasaymış keşke.
Her hatıra bellekteki benzer hatıraların kapısını çalıyor. Kaçmak istiyorum bunlardan, huzurlu bir maviliğe doğru açılmak istiyorum en çok da. İçimi müziğini başka müzikler dinleyerek değiştirmeye çalışıyorum ama kış güneşinde çiçek açmaya benziyor biraz da bu. Belki de hayat ne getirdiyse onu hakkıyla yaşamak en doğrusu, içinde ağlama arzusu varsa bastırmadan ağlamak yani.
Her şeye rağmen güzel bir sabah olabilir bu ve içinde sürprizler dolu bir güne neden kavuşmasın. İyi niyet, cesaret ve emek neler yaratmaz ki. Rüyalardan sıyrılıp yarı uyanık düşüncelere geçişimle başlar çoğu gün. Detayları pek hatırlamam ama bir duygu kalır geriye. Hafif........
